Mimari Proje Sözleşmeleri Mimarlık Sözleşmeleri

 

Mimari Proje Sözleşmeleri Mimarlık Hizmeti Sözleşmeleri

 

Mimari Proje Sözleşmesi Nedir?

 

Mimarlık mesleği mensuplarının icra ettikleri mesleki faaliyetleri esnasında meydana getirdiklere eserlerden biri olan mimari proje uygulanması olmaksızın başlı başına bir eser ve ürün olarak hukuken kabul edilmektedir. Zira mimari projenin çizimi ve teslimi ile birlikte asli edim ifa edilmiş kabul edilmekte ve eser sahibi mimar ücrete hak kazanmaktadır. Mimari proje sözleşmesi bu kapsamda mimarın bir proje çizmeyi taahhüt ettiği karşılığında ise iş sahibince bir ücret ödenmesinin taahhüt edildiği karşılıklı borç yükleyen sözleşme türlerindendir. Eser sözleşmesi hükümlerinin tatbik edileceği mimari proje sözleşmelerinin çeşitli mevzuatlarımızda özel olarak adı geçmektedir. Uygulamada kullanılan sözleşme tipleri incelendiğinde aslında bir çerçeve eser sözleşmesi şeklinde tanımlanması gerektiği görüşündeyiz.

 

Mimari Proje Sözleşmelerinde Aşamalar Nelerdir?

Hazırlık ve Ön Etüd Çalışmaları, Ön Proje Çalışmaları İş Aşaması, Kesin Proje Çalışmaları İş Aşaması, Uygulama Projesi, Sistem ve Montaj Detayları, İmalat Detayları, Teknik Şartnameler, Metraj, Keşif, Maliyet Analizi.

Şeklinde uygulamada aşamalandırıldığı görülmektedir. Bu aşamalandırmada ücretlendirmenin de bölümlendiği görülmekle kontrollük hizmeti şeklinde başka bir aşamanında yani sahada uygulama aşamasına katılmanın da ayrı ve ek bir hizmet olarak ücretlendirildiği yaygın kullanılan sözleşme örneklerinden ortaya çıkmaktadır.

 

Mimari Proje Sözleşmesinin Kontrollük Hizmeti İçermesi Halinde Ne Olur?

Mimari proje sözleşmesi ile mimar bir proje meydana getirmeyi taahhüt etmektedir. Fakat uygulamada Kontrollük hizmeti olarak ilave anlaşmaların sözleşmelerde yer aldığı görülmektedir. Bu halde mimarın proje teslimine ek olarak gerçekleştirdiği eserin uygulaması aşamasına da katılması söz konusu olacaktır.

Bu noktada sözleşmede yer alan ifadeler önem arz etmektedir nitekim mimar kontrollük görevini de kapsayacak şekilde proje ve yapının son haline yönelik bir taahhütte bulunmuş ise bu halde kontrollük olarak adlandırılan hizmet aşamasına eser sözleşmesi, başlangıçtan teslime kadar olan aşamalar bir bütün olarak değerlendirilerek tatbik edilecektir.

Ancak proje teslimi ile ifanın sonlandığı ve fakat ek hizmet olarak kontrollük hizmetinin bağımsız bir edim olarak kararlaştırıldığı hallerde ise vekalet ilişkisinin varlığından söz edilecektir. Bu halde proje aşamasının projenin teslimi ile sonlandığı, birbirinden bağımsız iki sözleşmenin varlığından söz edilebilecektir.

Bu iki hal sorumlulukların, borç ve yükümlülüklerin tespiti açısında önem arz etmektedir.

 

Mimari Proje Sözleşmelerinde Mimarın Borç ve Yükümlülükleri Nelerdir?

Mimar projesini mesleki ve teknik kurallara uygun olarak çizmek, tasarımını bunlara uygun yapmak, uygulaması imkansız tasarım ve tekniklere aykırı projelendirme yapmamak, İmar  Kanunu, Sınai Mülkiyet Kanunu, TMMOB Kanunu, Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği, TMMOB Mimarlar Odası Serbest Mimarlık Hizmetlerini Uygulama, Tescil Ve Mesleki Denetim Yönetmeliği, Mimarlar Odası Mesleki Davranış Kuralları Yönetmeliği, Mimarlık Hizmetleri Şartnamesi, Mimari Proje Çizim ve Sunuş Standartları ile fen ve teknik kurallara tamamen uygun şekilde eserini meydana getirmelidir. Pek tabi bu sayılanlar Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde uygulanacağı bilinen konut, işyeri gibi nitelikte mimari proje sözleşmelerine yönelik olup sınırsız bir alanda tasarım yapabilen mimarların bağımsız sanat icra etmelerine yönelik bir kısıtlama mevzuatta söz konusu değildir.

 

Mimari Proje Sözleşmesi Ne Şekilde Akdedilir?

Mimari proje sözleşmeleri Türk Borçlar Kanunu 470. maddesi kapsamında Eser Sözleşmesi olarak kabul edilmektedir.

Eser sözleşmelerinin akdedilmesi için herhangi bir şekil şartı öngörülmediğinden mimari proje sözleşmeleri sözlü olarak kurulabildiği gibi yazılı olarak akdedilmesinde ispat açısından yarar bulunmaktadır.

Nitekim bir sözleşmenin varlığının ispatı açısından yazılı bir sözleşme yapılmış olması ileride meydana gelebilecek ihtilafların önlenmesi açısından ve olası hak kayıplarını engellemek için faydalıdır.

 

Mimari Proje Sözleşmesinden Kaynaklı Davalar Nerede Açılır?

Mimari proje sözleşmesi kaynaklı davalarda yetkili mahkeme işin yapıldığı yer mahkemesidir.

Talep sonucuna bağlı olarak Fikri ve Sınai Haklar mahkemeleri veya Ticaret mahkemeleri görevlidir. Zira mimarın meydana getirdiği eser SMK anlamında eser kabul edilmektedir. Bu kapsamda esere yönelik bir çekişme olması halinde FSHM görevli olacaktır.

 

 

 

 

İspat Açısından Yazılı Sözleşme Yapılmasına İlişkin Bölge Adliye Mahkemesi Kararı

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2017-904, 2017-865, 03.11.2017 3. HUKUK DAİRESİ

ÖZET: İstinaf talebinde bulunan tarafından, taraflar arasında yazılı sözleşme olmamasının davanın reddi için gerekçe olarak gösterildiğini, oysa kanunda sözleşmenin yazılı olmasına dair hiçbir hüküm bulunmadığını, davalının Tokat Organize Sanayi Bölgesi'nde yaptıracağı proje inşaat yapımının tamamı için kendilerinden teklif aldığını, ayrıca dava konusu edilen hususun bu teklife ait ücret değil mimari proje çizimine karşılık talep edilen ücret olduğunu, kendileri tarafından çizilen projedeki tesislerin inşasının yapılması hususunda davalının kendisi de dahil olmak üzere başka firmalardan teklifler aldığını, mimari proje olmadan teklif alınamayacağını, tanıklarında bunu doğruladığını, talep olmaksızın mimari projenin yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mimari proje bedelinin en az bedel hesaplanarak icra takibine konulduğunu, bu nedenle mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiş ise de; Mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilerek tartışıldığı, taraflar arasında bir eser sözleşmesi bulunduğuna dair davacının iddiada bulunarak hazırladığı mimari projenin bedelini istediği, eser sözleşmesi her ne kadar yazılı şekle tabi değilse bile davacının taraflar arasında bir eser sözleşmesi (yazılı veya sözlü) yapıldığını, ispatlaması gerektiği, davacının taraflar arasında eser sözleşmesi yapıldığını mevcut deliller kapsamında ispatlayamadığı anlaşıldığından, mahkemece verilen kararın yerinde olması nedeniyle, başvurunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

(6100 S. K. m. 10, 355)

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket yetkililerinin Tokat Organize Sanayi Bölgesinde (OSB) tekstil firması kurmak istemesi üzerine, OSB Müdürlüğü tarafından gerekli yasal prosedürlerin yerine getirilmesinden sonra ... Mahallesi 2062 ada 24 parsel sayılı taşınmazın davacı şirkete tahsis edildiğini, davalı şirket yetkililerinin tahsis edilen arsa üzerine yapılacak fabrika ve yönetim binası ile müştemilatının mimari proje çiziminin yapılması için davacı ile görüştüklerini ve taraflar arasında yapılan sözlü anlaşma uyarınca davacının, yönetim kısmı, fabrika üretim binası ve müştemilatının (mutfak, yemekhane, giyinme ve benzeri) mimari projesinin çizim işini üstlendiğini, davacının sözleşmeyle üstlendiği edimi eksiksiz ve özenle yerine getirip projeye şirket yetkililerine fiziken ve CD ve mail olarak teslim ettiğini, davalı şirketin işi kabul etmesine rağmen asgari tarife üzerinden anlaşılan proje bedelini ödemediğini, bunun üzerine anlaşıldığı gibi Mimarlar Odasınca belirlenen Tokat Bölgesini kapsayan en az bedel hesabına göre hesaplanan 6300 m2 lik inşaat alanına sahip fabrika kısmı için 48.000,00 TL, 1050 m2lik alana sahip idari bina için 9.910,00 TL, 1080 m2lik inşaat alanına sahip yemekhane kısmı için 10.030,00 TL'den oluşan toplam 67.940,00 TL'nin tahsili için davalı hakkında takip başlattıklarını, davalının yetkiye borca haksız olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek, davalının Tokat 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/1545 E. Sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptaline ve %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazlarının olduğunu, davalı şirketin adresi Bakırköy olduğundan davaya bakmaya yetkili mahkemelerin Bakırköy Mahkemeleri olduğunu beyanla öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini istemiş; esas yönünden ise, davalı şirkete Tokat Organize Sanayi Bölgesinde tahsis edilen arsa üzerine, fabrika binası kurulması konusu davalı şirket yetkililerince araştırılırken davacı ve başka firmalardan maliyet analizleri ve fiyat teklifleri istendiğini, birden fazla müteahhit tarafından çeşitli teklifler verildiğini ve bu işin maliyetinin bildirildiğini, davacıdan ise yalnızca fabrika binası işinin maliyetine ilişkin teklif vermesinin istendiğini, fiyat teklifi verilmesi durumunda ücret talep edilmesinin söz konusu olamayacağını, davacıdan başkaca bir hizmet talep edilmediğini, davacının davalıya verdiği bir hizmet söz konusu olmadığından ücret talebinin yerinde olmadığını, dava konusuna ilişkin taraflar arasında yapılmış bir sözleşmenin mevcut bulunmadığını savunarak, davanın reddini istediği anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar ile; dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Öncelikle davalı tarafın yetki itirazı incelenmiş, takibin ve davanın hukuki dayanağının eser sözleşmesi olması ve sözleşmenin ifa edileceği yerin ise Tokat olması nedeniyle HMK'nın 10. maddesi uyarınca, davalının yetki itirazında yerinde görülmemiş ve yetki itirazı reddedilerek işin esasına girilmiştir. Davacı taraf, davalı şirkete Tokat Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü tarafından tahsis edilen arsa üzerine davalı şirket tarafından yapılacak fabrika ve yönetim binası ile müştemilatının mimari projesinin çizim işi için davalı şirketle Mimarlar Odasınca belirlenen Tokat Bölgesin kapsayan en az bedel hesabına göre belirlenecek fiyat üzerinden anlaştıklarını, mimari projeyi teslim etmelerine rağmen davalı şirketin bedeli ödemediğini ileri sürmüş, davalı şirket ise, taraflar arasında her hangi bir sözleşme yapılmadığını, davalıya mimari proje çizdirilmediğini savunarak davacının iddialarını kabul etmemiştir. O halde sözleşmenin varlığını ve mimari projenin çizilerek davalı şirkete teslim edildiğini ispat etmek iddia eden davacının üzerindedir. Davacı taraf dosya çizimini yaptığı projeyi sunmuş ise de, işin yapımına ve bedeline ilişkin davalı ile anlaştıklarını ispatlayan yazılı bir sözleşme sunmamıştır. Tanık beyanlarından da, mimari projenin davalı şirket tarafından teslim alındığı ve kullanıldığı anlaşılamamıştır. Davacı taraf duruşmada yemin deliline dayanmak istemediğini de söylediğinden, taraflar arasında mimari proje çizimine ilişkin sözleşmenin ve bu sözleşmeye dayalı alacağın varlığı ispatlamamıştır. Davacı, iddialarını ispatlayamadığından davasının reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

İSTİNAFA BAŞVURAN TARAFLAR ve İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

İstinaf talebinde bulunan tarafından, taraflar arasında yazılı sözleşme olmamasının davanın reddi için gerekçe olarak gösterildiğini, oysa kanunda sözleşmenin yazılı olmasına dair hiçbir hüküm bulunmadığını, davalının Tokat Organize Sanayi Bölgesi'nde yaptıracağı proje inşaat yapımının tamamı için kendilerinden teklif aldığını, ayrıca dava konusu edilen hususun bu teklife ait ücret değil mimari proje çizimine karşılık talep edilen ücret olduğunu, kendileri tarafından çizilen projedeki tesislerin inşasının yapılması hususunda davalının kendisi de dahil olmak üzere başka firmalardan teklifler aldığını, mimari proje olmadan teklif alınamayacağını, tanıklarında bunu doğruladığını, talep olmaksızın mimari projenin yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mimari proje bedelinin en az bedel hesaplanarak icra takibine konulduğunu, bu nedenle mahkeme kararının kaldırılması talep edildiği anlaşılmıştır.

DELİLLER:

Tüm dosya kapsamı

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

Dava, itirazın iptali davasıdır.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.

İstinaf talebinde bulunan tarafından, taraflar arasında yazılı sözleşme olmamasının davanın reddi için gerekçe olarak gösterildiğini, oysa kanunda sözleşmenin yazılı olmasına dair hiçbir hüküm bulunmadığını, davalının Tokat Organize Sanayi Bölgesi'nde yaptıracağı proje inşaat yapımının tamamı için kendilerinden teklif aldığını, ayrıca dava konusu edilen hususun bu teklife ait ücret değil mimari proje çizimine karşılık talep edilen ücret olduğunu, kendileri tarafından çizilen projedeki tesislerin inşasının yapılması hususunda davalının kendisi de dahil olmak üzere başka firmalardan teklifler aldığını, mimari proje olmadan teklif alınamayacağını, tanıklarında bunu doğruladığını, talep olmaksızın mimari projenin yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mimari proje bedelinin en az bedel hesaplanarak icra takibine konulduğunu, bu nedenle mahkeme kararının kaldırılması talep edilmiş ise de;

Mahkemece taraf delillerinin usulüne uygun olarak toplandığı, değerlendirilerek tartışıldığı, taraflar arasında bir eser sözleşmesi bulunduğuna dair davacının iddiada bulunarak hazırladığı mimari projenin bedelini istediği, eser sözleşmesi her ne kadar yazılı şekle tabi değilse bile davacının taraflar arasında bir eser sözleşmesi (yazılı veya sözlü) yapıldığını, ispatlaması gerektiği, davacının taraflar arasında eser sözleşmesi yapıldığını mevcut deliller kapsamında ispatlayamadığı anlaşıldığından, mahkemece verilen kararın yerinde olması nedeniyle, başvurunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına.

3.İş bu kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürünce taraflara tebliğine.

Dair, HMK'nın HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.03/11/2017

 

Mimari Proje bedelinin ödenmesine yönelik Yargıtay Kararı

 

Yargıtay 15.HUKUK DAİRESİ 2012-1541, 2012-6786, 02.11.2012

ÖZET: Uyuşmazlık, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup, mahkemece tarihli raporu veren bilirkişilerden alınacak ek rapor ile işin yapıldığı .. yılındaki mahalli piyasa rayiçlerine göre davacının gerçekleştirdiği mimari ve statik proje bedeli hesaplattırılıp bulunacak miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu itiraz edilen fatura miktarına itibar edilerek kabul kararı verilmesi doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur.

(818 S. K. m. 355, 366)

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Uyuşmazlık, BK'nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup, davada çizildiği ileri sürülen mimari proje bedelinin tahsili talep edilmiş, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

2- Dosya kapsamına göre davalının davacı yanla proje çizimi konusunda anlaştığı, davalı yanca da çizimlerin gerçekleştirildiği, böylece taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu sübut bulduğu gibi, mevcut davada yapılan yargılama sırasında Mimarlar Odası Antalya Şubesi'nden gelen 20.12.2010 tarih ve 2010/66 sayılı yazı içeriğine göre davacılar tarafından hazırlanan projenin 02.07.2007 tarihinde oda onayının yapıldığı Gündoğdu Belediye Başkanlığı'nın 06.07.2011 tarih ve 11-513 sayılı yazı içeriğine göre de davacılar tarafından davalı adına hazırlanan projeye ön onay almak için davalının 03.07.2007 tarihinde belediyeye başvurduğu bildirilmiştir. Bu hususlar değerlendirildiğinde mahkemece taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu yönündeki tespitin doğru olduğu anlaşılmaktadır.

Ancak işin bedeli konusunda herhangi bir anlaşma bulunduğu ileri sürülüp kanıtlanamadığı ve davacı tarafça gönderilen serbest meslek makbuzuna süresi içerisinde itiraz edildiği hususları dikkate alınarak iş bedelinin 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 366. maddesine göre yapıldığı yıl serbest piyasa rayiçlerine göre tesbiti gerekir. Bu durumda mahkemece 04.02.2011 tarihli raporu veren bilirkişilerden alınacak ek rapor ile işin yapıldığı 2007 yılındaki mahalli piyasa rayiçlerine göre davacının gerçekleştirdiği mimari ve statik proje bedeli hesaplattırılıp bulunacak miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu itiraz edilen fatura miktarına itibar edilerek kabul kararı verilmesi doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur.

Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 02.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)

 

Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin Görevli Olduğu Hale İlişkin Yargıtay Kararı

 

Yargıtay 15.HUKUK DAİRESİ 2015-1811, 2015-2354, 04.05.2015

ÖZET: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Somut olayda davacı tarafından, davalılara mimari projeler ile birlikte teknik hizmet verildiği iddia edilerek bedel talebinde bulunulmuş olup çizilen projelere tecavüzün önlenmesi, telif hakkı, eser sahipliğinin tesbiti, tecavüz nedeniyle tazminat istenmemiştir. Bu durumda mahkemece görev itirazının reddiyle, işin esasının incelenmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.

(5846 S. K. m. 2, 4)

 

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı davasında, davalı kooperatif ile aralarında düzenlenen sözleşme ile kooperatife ait inşaatların avan ve tatbikat projelerinin hazırlanması, gayri menkul üzerinde bulunan Milli Savunma Bakanlığına ait tahsisin kaldırılması işini üstlendiğini, diğer davalı şirketin ise davalı Kooperatif ortaklarının maddi imkansızlıkları nedeniyle taşınmaz satış bedelini de üstlenerek taşınmaz üzerinde My Home Maslak isimli projeyi hayata geçirdiğini, bu şirketin projeye dahil olmasından sonra hem kooperatife hem de şirkete hizmet verdiğini ancak kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek öncelikle davalılara verdiği, mimari-teknik hizmet proje bedellerinin tespitini ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL'nın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece davacı tarafından meydana getirilen projenin davalının istemine uygun olup olmadığının ve bu proje üzerinde eser sahibinin hakkının bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiği, bu tartışmanın da Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görev alanında bulunduğu gerekçesi ile dava dilekçesinin reddine, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 2/3. maddesinde "bedii vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleri, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleri" ilim ve edebiyat eseri olarak kabul edilmiştir. Bir mimari projenin FSEK anlamında eser sayılabilmesi için, sahibinin özelliğini yansıtması gereklidir. Aynı Kanun'un 4/3. maddesinde göre, mimarlık eserlerinin de güzel sanat eseri olarak korunabileceği hüküm altına alınmıştır. Burada eser olarak korunan şey mimari proje sonucunda ortaya çıkan yapıdır. Mimarlık projesi, ilim ve edebiyat eseri olarak korunurken, proje sonucu ortaya çıkan yapının, estetik değeri olmak şartıyla güzel sanat eseri olarak bizzat kendisi korunmaktadır. Bu tanımlamalara göre projenin iş sahibi ile yapılan sözleşme kapsamında yapılıp bedelinin talep edilmesi ile FSEK kapsamında ilim ve edebiyat eseri kapsamında talepte bulunulmasının ayırımının yapılması gerekmektedir. Proje müellifiin iş sahibinin amacına uygun olarak yapacağı proje bedeli varsa kararlaştırılan bedel üzerinden Borçlar Kanunu kapsamında iş sahibinden talep edilebilir. Ancak projenin 5846 Sayılı Kanun'a göre taşıdığı ilim eseri niteliği nedeniyle fikri hakka dayanılarak tecavüzün önlenmesi, telif hakkı, eser sahipliğinin tesbiti, tecavüz nedeniyle oluşabilecek talepler ise bu eylemleri gerçekleştiren tüm ilgililere karşı ileri sürülebilir. Bu iddiaların incelenmesi görevi ise Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görev alanında bulunmaktadır.

Somut olayda davacı tarafından, davalılara mimari projeler ile birlikte teknik hizmet verildiği iddia edilerek bedel talebinde bulunulmuş olup çizilen projelere tecavüzün önlenmesi, telif hakkı, eser sahipliğinin tesbiti, tecavüz nedeniyle tazminat istenmemiştir. Bu durumda mahkemece görev itirazının reddiyle, işin esasının incelenmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 04.05.2015 gününde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)

 

Mimari proje davası, mimara karşı dava, mimari proje sözleşmesi, mimarlık hizmeti proje sözleşmesi, mimarlık hukuku, mimarlık avukat, mimari proje avukatı, inşaat avukatı