
Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Miras paylaşımı; mirasbırakanın ölümüyle oluşan miras ortaklığında bulunan mal, hak, alacak ve borçların mirasçılar arasında hukuken ayrıştırılmasıdır.
Mirasçılar anlaşabiliyorsa paylaşım rızaen, yani anlaşma yoluyla yapılabilir. Anlaşma sağlanamıyorsa mirasçılardan her biri, kanuni şartlar çerçevesinde mirasın mahkeme yoluyla paylaşılmasını isteyebilir.
Ancak miras paylaşımı yalnızca:
“Ev kimin olacak, para kime düşecek?”
sorusundan ibaret değildir.
Gerçek bir paylaşım yapılabilmesi için önce neyin paylaşılacağının, ardından kimlerin hangi oranda hak sahibi olduğunun ve son olarak hangi malın hangi mirasçıya özgüleneceğinin belirlenmesi gerekir.
Bu nedenle paylaşımın temel sorusu yalnız:
“Payım kaç?”
değil;
“Bu tereke hukuken ve ekonomik olarak nasıl ayrıştırılmalı?”
sorusudur.
Miras Paylaşımından Önce Terekenin Belirlenmesi Gerekir mi?
Evet.
Paylaşılacak terekenin kapsamı bilinmeden sağlıklı bir paylaşım yapılamaz.
Ancak terekenin araştırılması ve tespiti, miras paylaşımından ayrı bir hukuki aşamadır.
Mirasbırakana ait;
-
taşınmazların,
-
banka hesaplarının,
-
araçların,
-
şirket paylarının,
-
alacakların,
-
borçların ve
-
diğer malvarlığı unsurlarının
bilinmediği durumlarda öncelikle terekenin araştırılması gerekebilir.
Bu sayfada tereke tespit sürecini tekrar etmiyoruz.
Murisin malvarlığının nasıl araştırıldığı, hangi kayıtların incelenebileceği ve tereke tespitinin hukuki yolları için Miras Tespit Davası başlıklı yazımız incelenebilir.
Bundan sonraki aşama tespit edilmiş terekenin paylaşılmasıdır.
Miras Paylaşımı Kaç Şekilde Yapılır?
Temel olarak iki yöntem vardır:
1. Rızaen Miras Paylaşımı
Mirasçılar paylaşmanın nasıl yapılacağı konusunda kendi aralarında anlaşırlar.
2. Yargı Yoluyla Miras Paylaşımı
Mirasçılar anlaşamazsa paylaşım mahkeme yoluyla gerçekleştirilir.
Bu iki yöntemin amacı aynı olsa da hukuki işleyişleri farklıdır.
Rızaen paylaşımda mirasçıların iradesi ön plandayken, yargısal paylaşımda Türk Medeni Kanunu’nun paylaşmaya ilişkin hükümleri uygulanır.
Mirasçılardan Biri Paylaşmak İstemiyorsa Ne Olur?
Bir mirasçının paylaşmayı istememesi, kural olarak miras ortaklığının sonsuza kadar devam edeceği anlamına gelmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 642. maddesi uyarınca her mirasçı, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanan ortaklığı sürdürme yükümlülüğü bulunmadıkça mirasın paylaşılmasını isteyebilir.
Dolayısıyla:
“Ben imza atmıyorum, bu miras hiçbir zaman paylaşılmaz.”
şeklindeki yaklaşım doğru değildir.
Anlaşmalı paylaşım yapılamıyorsa yargısal paylaşım gündeme gelebilir.
Bununla birlikte paylaşmanın hemen yapılması bazı durumlarda tereke malının ekonomik değerinde önemli kayba neden olabilir. Böyle bir durumda kanundaki koşullar çerçevesinde paylaşmanın ertelenmesi de gündeme gelebilir.
Bu ayrıntı önemlidir:
Kanunun amacı mirası ne pahasına olursa olsun en hızlı şekilde bölmek değil, hukuken sağlıklı biçimde paylaşmaktır.
Anlaşmalı Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Mirasçılar paylaşmanın şeklini kural olarak serbestçe kararlaştırabilir.
Örneğin tereke içerisinde;
-
İstanbul’da bir daire,
-
Sakarya’da bir arsa,
-
otomobil ve
-
banka hesabında para
bulunduğunu düşünelim.
Üç mirasçının her mal üzerinde ayrı ayrı aynı oranlarda malik kalması zorunlu değildir.
Mirasçılar;
-
dairenin bir mirasçıya,
-
arsanın diğerine,
-
banka parasının üçüncü mirasçıya
bırakılmasına ve aradaki değer farklarının para ile denkleştirilmesine karar verebilirler.
Dolayısıyla miras paylaşımı:
“Her şeyi üç eşit parçaya bölelim.”
şeklinde matematiksel bir işlem değildir.
Önemli olan mirasçıların nihai olarak hak ettikleri ekonomik değere ulaşmalarıdır.
Miras Taksim Sözleşmesi Nedir?
Miras taksim sözleşmesi veya miras paylaşma sözleşmesi, mirasçıların terekeye dahil mal ve hakların hangi şekilde paylaşılacağını belirledikleri sözleşmedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 676. maddesi uyarınca paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
Burada sık karıştırılan önemli bir nokta vardır.
Terekede taşınmaz bulunması, miras paylaşma sözleşmesinin geçerli olması için mutlaka noterlikte veya tapuda düzenlenmesi gerektiği anlamına gelmez.
Kanunun paylaşma sözleşmesi bakımından aradığı temel şekil yazılı şekildir.
Ancak sözleşmenin taşınmaz bakımından tapu siciline uygulanması ve tescil işlemlerinin tamamlanması ayrıca gerekir.
Başka bir ifadeyle:
Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği ile tapuda yapılacak uygulama işlemi aynı hukuki mesele değildir.
İyi Bir Miras Paylaşma Sözleşmesinde Neler Bulunmalıdır?
Sadece:
“Ev Mehmet’e, arsa Ahmet’e kalacaktır.”
şeklinde iki cümlelik bir metin çoğu karmaşık tereke bakımından yeterli değildir.
Somut duruma göre paylaşma sözleşmesinde;
-
paylaşılacak tereke malları,
-
hangi malın hangi mirasçıya bırakıldığı,
-
değer farklarının nasıl giderileceği,
-
varsa para ödemeleri,
-
banka varlıklarının dağılımı,
-
borçların nasıl karşılanacağı,
-
tapu ve diğer devir işlemlerinin nasıl yürütüleceği,
-
üçüncü kişilerden olan alacakların durumu,
-
paylaşılmayıp ortak bırakılacak mallar
açık biçimde belirlenmelidir.
Aile içinde:
“Nasıl olsa birbirimize güveniyoruz.”
denilerek belirsiz bırakılan noktalar, yıllar sonra yeni bir miras uyuşmazlığının sebebi olabilir.
Mirasın Bir Kısmı Paylaşılıp Diğer Kısmı Ortak Bırakılabilir mi?
Evet.
Mirasçıların terekenin tamamını aynı anda paylaşmaları zorunlu değildir.
Örneğin;
-
banka parası,
-
araç ve
-
bazı taşınmazlar
paylaşılırken aileden kalan belirli bir taşınmazın ortak kalmasına karar verilebilir.
Dolayısıyla miras paylaşımı her zaman terekenin tek işlemle tamamen sona erdirilmesini gerektirmez.
Fiili Miras Paylaşımı Nedir?
Miras hukukunun uygulamada önemli fakat çoğu zaman yüzeysel anlatılan konularından biri fiili taksimdir.
Türk Medeni Kanunu’nun 676. maddesi yalnız yazılı paylaşma sözleşmesini değil, mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması durumunu da dikkate almaktadır.
Ancak burada çok önemli bir ayrım vardır:
Fiili kullanım ile fiili paylaşım aynı değildir.
Bir mirasçının yirmi yıldır miras kalan evde oturuyor olması tek başına:
“Bu ev zamanında ona bırakılmıştır.”
sonucunu doğurmaz.
Fiili paylaşmanın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilirken;
-
mirasçıların ortak iradesi,
-
diğer tereke mallarının kimler tarafından alındığı,
-
tarafların uzun yıllar boyunca nasıl davrandığı,
-
varsa yazılı belgeler ve
-
bütün terekenin paylaşım biçimi
birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle:
“Yıllardır ben kullanıyorum, artık benim.”
ifadesi miras hukukunda tek başına yeterli değildir.

Mirasbırakan Malların Nasıl Paylaşılacağını Belirleyebilir mi?
Evet.
Türk Medeni Kanunu’nun 647. maddesi uyarınca mirasbırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla paylaşmanın nasıl yapılacağı ve payların nasıl oluşturulacağı konusunda kurallar koyabilir.
Örneğin mirasbırakan:
“Kadıköy’deki daire kızımın payına, Sapanca’daki arsa oğlumun payına mahsup edilsin.”
şeklinde bir düzenleme yapmış olabilir.
Burada ince bir hukuki ayrım ortaya çıkar.
Belirli bir malın bir mirasçıya bırakılması her durumda o kişiye miras payının üzerinde ayrıca bir kazandırma yapıldığı anlamına gelmez.
Bazen mirasbırakan yalnızca:
“Bu mirasçının kanuni payı şu maldan karşılansın.”
demektedir.
Bu nedenle ölüme bağlı tasarruftaki bir hükmün;
-
belirli mal vasiyeti mi,
-
mirasçı ataması mı,
-
yoksa paylaşma kuralı mı
olduğu metnin bütünü değerlendirilerek belirlenmelidir.
Bu ayrım paylaşım sonucunu ciddi biçimde değiştirebilir.
Mirasçılar Birbirlerinden Bilgi Saklayabilir mi?
Hayır.
Türk Medeni Kanunu’nun paylaşmaya ilişkin sistemi mirasçıların birbirlerine karşı bilgi verme yükümlülüğünü de kabul etmektedir.
Özellikle tereke mallarına zilyet olan veya mirasbırakana borçlu bulunan mirasçıların paylaşma sırasında bunlara ilişkin eksiksiz bilgi vermeleri gerekir.
Örneğin:
“Babamın kasasında bulunan parayı yalnız ben biliyorum ama diğer mirasçılara söylemem.”
yaklaşımı paylaşmanın hukuki yapısıyla bağdaşmaz.
Paylaşmanın eşit ve sağlıklı yapılabilmesi için mirasçılar arasında terekeye ilişkin bilgi asimetrisinin ortadan kaldırılması gerekir.
Tereke Borçları Paylaşılmadan Önce Ne Olur?
Miras paylaşımı yalnız aktiflerin bölüşülmesi değildir.
Tereke borçları da dikkate alınmalıdır.
Mirasçılardan her biri tereke borçlarının paylaşmadan önce ödenmesini veya güvence altına alınmasını isteyebilir.
Bu nedenle;
“Önce bütün malları dağıtalım, borçlara sonra bakarız.”
yaklaşımı önemli riskler taşıyabilir.
Mirasbırakanın borçlarının mirasçılara etkisi ayrı bir hukuki sorun olduğundan ayrıntısı için Mirasçıların Murisin Borçlarından Sorumluluğu başlıklı yazımız incelenebilir.
Mirasbırakanın Bir Mirasçıdan Alacağı Varsa Ne Olur?
Bu, paylaşma hukukunun az bilinen ayrıntılarından biridir.
Türk Medeni Kanunu’nun 654. maddesine göre mirasbırakanın bir mirasçıdaki alacağı, paylaşma sırasında o mirasçının payına mahsup edilir.
Örneğin babanın oğluna sağlığında gerçekten borç olarak 1.000.000 TL verdiğini ve bu borcun ölüm tarihinde halen devam ettiğini düşünelim.
Bu alacak paylaşmada yokmuş gibi davranılmaz.
Ancak bu durum mirasta denkleştirme ile aynı şey değildir.
Bir işlem gerçekten borç ilişkisi olabilir; başka bir işlem ise mirasbırakanın karşılıksız kazandırması niteliğinde bulunabilir.
Mirasta denkleştirmenin şartları için Mirasta Denkleştirme başlıklı yazımız incelenebilir.
Miras Payları Nasıl Belirlenir?
Yasal miras payları mirasçıların hangi zümrede olduğuna ve sağ kalan eşin hangi zümre ile birlikte mirasçı bulunduğuna göre değişir.
| Mirasçılık Durumu | Sağ Kalan Eş | Diğer Mirasçılar |
|---|---|---|
| Eş + çocuklar | 1/4 | Çocuklar toplam 3/4 |
| Eş + anne-baba zümresi | 1/2 | Kalan 1/2 ikinci zümre |
| Eş + büyükanne-büyükbaba zümresi | 3/4 | Kalan 1/4 ilgili zümre |
| Yalnız çocuklar | — | Mirası eşit paylaşırlar |
| Yalnız eş | Tamamı | — |
Ancak gerçek bir miras dosyasında yalnız bu tabloya bakılması yeterli olmayabilir.
Sonucu;
-
vasiyetname,
-
miras sözleşmesi,
-
mirastan feragat,
-
mirastan çıkarma,
-
temsil yoluyla mirasçılık,
-
saklı pay,
-
denkleştirme,
-
mal rejiminden kaynaklanan haklar
değiştirebilir.
Kimlerin mirasçı olabileceği hakkında ayrıntılı bilgi için Mirasçı Nedir? başlıklı yazımız incelenebilir.
Her Mirasçı Her Miras Malında Ayrı Bir Paya Sahip midir?
Paylaşma tamamlanmadan önce mirasçıların belirli tereke mallarında bağımsız olarak kullanabilecekleri somutlaştırılmış payları bulunduğu düşünülmemelidir.
Örneğin üç kardeşe üç daire kalmış olması:
“Her kardeş zaten bir dairenin sahibidir.”
anlamına gelmez.
Paylaşmaya kadar tereke üzerinde miras ortaklığı bulunmaktadır.
Mirasçıların paylaşma öncesinde tereke malları üzerinde tek başına neler yapabileceği hakkında Mirasçı Tereke Malı Üzerinde Tek Başına İşlem Yapabilir mi? başlıklı yazımız incelenebilir.
Bölünemeyen Miras Malı Nasıl Paylaşılır?
Her tereke malı fiziksel olarak bölünebilir değildir.
Bir banka hesabındaki para oranlar nispetinde dağıtılabilir.
Ancak tek bir daireyi üç mirasçı arasında üç ayrı konuta dönüştürmek çoğu zaman mümkün değildir.
Türk Medeni Kanunu’nun paylaşma sistemi bu nedenle yalnız fiziksel bölünmeyi esas almaz.
Değerinde önemli azalma olmadan bölünemeyen bir tereke malının koşulları varsa bütünüyle bir mirasçıya özgülenmesi ve diğer mirasçıların paylarının başka mallarla veya para ile dengelenmesi gündeme gelebilir.
Dolayısıyla:
“Bölünemeyen mal mutlaka satılır.”
şeklinde mutlak bir kural yoktur.
Hâkim Bir Taşınmazı Tek Bir Mirasçıya Verebilir mi?
Somut terekenin yapısına göre bu mümkün olabilir.
Paylaşmada amaç her malın fiziksel olarak mirasçı sayısına bölünmesi değildir.
Örneğin iki daire ve önemli miktarda nakit bulunan bir tereke bakımından;
-
bir daire bir mirasçıya,
-
diğer daire başka bir mirasçıya,
-
değer farkı ise nakit üzerinden
dengelenebilir.
Bu sistem, ekonomik bütünlüğü korumak bakımından bazen satıştan çok daha rasyonel bir sonuç yaratabilir.
Aile Fotoğrafları, Mektuplar ve Manevi Değeri Olan Eşyalar Nasıl Paylaşılır?
Türk Medeni Kanunu yalnız ekonomik değeri dikkate almaz.
Aile belgeleri ile aile için özel anı değeri bulunan eşyalar konusunda özel bir düzenleme vardır.
Mirasçılardan biri karşı çıkıyorsa bu nitelikteki eşyaların sıradan bir tereke malı gibi doğrudan satılması mümkün olmayabilir.
Mirasçılar anlaşamazsa hâkim;
-
yerel âdetleri,
-
mirasçıların kişisel durumlarını ve
-
eşyanın niteliğini
dikkate alarak çözüm üretir.
Bu hüküm miras paylaşımının yalnız:
“Malı satalım, parasını bölelim.”
mantığıyla kurulmadığının güzel örneklerinden biridir.
Bazen bir tereke malının manevi değeri, piyasa değerinden daha önemlidir.
Mirasçının Alacaklısı Paylaşmaya Müdahale Edebilir mi?
Bazı durumlarda evet.
Bir mirasçının payını devralmış veya haczettirmiş olan ya da mirasçıya karşı aciz belgesi bulunan alacaklının belirli şartlarda paylaşmaya katılmak üzere kayyım atanmasını istemesi mümkündür.
Bu hüküm önemli bir gerçeği gösterir:
Miras paylaşımı her zaman yalnız mirasçılar arasındaki aile içi bir mesele değildir.
Bir mirasçının şahsi alacaklıları dahi bazı durumlarda paylaşma sürecinin hukuki aktörü haline gelebilir.
Mirasbırakan Hayattayken Mirasçılar Kendi Aralarında Paylaşım Yapabilir mi?
Ölümden sonra yapılan miras paylaşımı ile henüz açılmamış mirasa ilişkin anlaşmalar birbirinden farklıdır.
Örneğin çocukların babaları hayattayken:
“Babamız öldüğünde ev senin, arsa benim olsun.”
şeklinde kendi aralarında yaptıkları her anlaşmanın otomatik olarak geçerli olduğu söylenemez.
Henüz açılmamış miras hakkındaki sözleşmeler Türk Medeni Kanunu’nda özel koşullara bağlanmıştır.
Dolayısıyla gerçek anlamda miras paylaşımı, kural olarak miras açıldıktan sonra gündeme gelir.
Miras Paylaşımı Davası Nedir?
Mirasçılar anlaşamıyorsa yargısal paylaşım talep edilebilir.
Mahkeme;
-
mirasçıları,
-
miras paylarını,
-
tereke mallarını,
-
malların ekonomik değerlerini,
-
bölünebilir olup olmadıklarını ve
-
kanundaki paylaşma esaslarını
değerlendirir.
Gerekirse bilirkişi incelemesi ve keşif yapılabilir.
Burada amaç her malı otomatik olarak satışa çıkarmak değil, terekenin hukuken paylaşılmasını sağlamaktır.
Miras Paylaşımı ile Ortaklığın Giderilmesi Aynı Şey midir?
Hayır.
Birbirlerine yaklaşabilen yönleri olmakla birlikte aynı hukuki kurum değildirler.
Miras paylaşımı, terekenin ve miras ortaklığının bütününü konu edebilir.
Ortaklığın giderilmesi ise belirli bir mal üzerindeki ortaklığın aynen bölünme veya satış gibi yöntemlerle sona erdirilmesine odaklanır.
Bu nedenle uyuşmazlıkta;
“Bütün terekeyi mi paylaşmaya çalışıyoruz, yoksa yalnızca belirli bir taşınmazdaki ortaklığı mı sona erdirmek istiyoruz?”
sorusu önemlidir.
Ortaklığın giderilmesinin dava şartları, aynen taksim, satış ve satış prosedürü için Ortaklığın Giderilmesi Davası başlıklı yazımız incelenebilir.
2026 İçin Güncel Not
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni düzenlemeyle, tüm maliklerin taşınmazı miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü kişi malik bulunmadığı belirli ortaklığın giderilmesi satışlarında ilk artırmanın yalnız malik mirasçılar arasında yapılmasına ilişkin özel bir sistem getirilmiştir.
Bu düzenleme esasen ortaklığın giderilmesindeki satış usulüne ilişkin olduğundan ayrıntısını burada tekrar etmiyoruz.
Miras Paylaşımından Önce Arabuluculuk Gerekir mi?
Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava öncesi arabuluculuk kuralları dikkate alınmalıdır.
Ancak arabuluculuk yalnız “dava açmadan önce tamamlanması gereken prosedür” olarak görülmemelidir.
Miras uyuşmazlıkları tarafların yaratıcı çözümler üretebildiği alanlardan biridir.
Örneğin;
-
bir mirasçı taşınmazı alabilir,
-
diğer mirasçıya nakit ödeme yapılabilir,
-
başka bir taşınmaz diğer mirasçıya bırakılabilir,
-
bazı mallar ortak bırakılabilir.
Miras uyuşmazlıklarında anlaşma yöntemlerini ayrıca Miras Davalarında Uzlaşma ve Anlaşma Süreci başlıklı yazımızda ele alıyoruz.
Bankadaki Para Miras Paylaşımında Nasıl Alınır?
Banka hesabındaki para terekenin bir parçasıdır.
Ancak mirasçıların bankadan parayı hangi belgelerle ve hangi şartlarda alabilecekleri ayrı bir uygulama problemidir.
Bu nedenle bankaların belge taleplerini ve tek mirasçının para çekip çekemeyeceğini bu sayfada tekrar ayrıntılandırmıyoruz.
Bu konu için Banka Miras Parasını Vermiyor, Ne Yapılmalı? başlıklı yazımız incelenebilir.
Mirastan Mal Kaçırma Varsa Paylaşım Nasıl Etkilenir?
Bazen görünen tereke ile gerçek tereke aynı değildir.
Mirasbırakan sağlığında bazı malları mirasçılardan kaçırmak amacıyla devretmişse, mevcut tapu kayıtları üzerinden yapılacak bir paylaşım mirasçıların gerçek haklarını yansıtmayabilir.
Bu durumda muris muvazaası, tenkis veya denkleştirme gibi ayrı hukuki kurumlar gündeme gelebilir.
Burada esas prensip şudur:
Önce hangi malların gerçekten terekeye dahil olduğu belirlenir, sonra paylaşım yapılır.
Mirastan mal kaçırmaya ilişkin ayrıntılı açıklama için Mirastan Mal Kaçırma Nedir? başlıklı yazımız incelenebilir.
Miras Paylaşımında En Sık Yapılan Hatalar
Miras paylaşımında en sık karşılaşılan hatalardan bazıları şunlardır:
-
Miras payı ile belirli tereke malındaki mülkiyeti aynı şey sanmak.
-
Bütün terekeyi yalnız tapuda görünen taşınmazlardan ibaret kabul etmek.
-
Tereke borçlarını hesaba katmadan paylaşım yapmak.
-
Denkleştirilmesi gereken değerleri göz ardı etmek.
-
Mirasbırakanın mirasçılardaki alacaklarını hesaba katmamak.
-
Belirsiz ve eksik bir paylaşma sözleşmesi hazırlamak.
-
Fiili kullanımın otomatik olarak fiili paylaşım olduğunu düşünmek.
-
Bölünemeyen her malın mutlaka satılacağını varsaymak.
-
Ayrı bir hukuki uyuşmazlık olan muris muvazaası veya tenkis sorununu yalnız paylaşım hesabıyla çözmeye çalışmak.
-
Anlaşmalı paylaşım mümkünken terekeyi gereksiz yere uzun süre ortak bırakmak.
Sık Sorulan Sorular
Tüm mirasçılar anlaşmadan miras paylaşılabilir mi?
Rızaen paylaşım için mirasçıların ortak paylaşma iradesi gerekir. Anlaşma sağlanamazsa şartları varsa yargısal paylaşım talep edilebilir.
Bir mirasçı paylaşmaya yanaşmazsa diğer mirasçılar beklemek zorunda mı?
Hayır. Bir mirasçının paylaşmayı istememesi diğer mirasçıların paylaşma talep etme hakkını ortadan kaldırmaz.
Miras taksim sözleşmesi noterde yapılmak zorunda mı?
TMK m.676 uyarınca paylaşma sözleşmesi yazılı şekle tabidir. Ancak taşınmazların tapu sicilinde uygulanması için gerekli tescil işlemleri ayrıca yapılır.
Miras kalan tek ev mutlaka satılır mı?
Hayır. Terekenin ve miras paylarının yapısına göre malın bir mirasçıya özgülenmesi ve değer farkının başka mal veya para ile dengelenmesi mümkün olabilir.
Yıllardır benim kullandığım miras malı benim olmuş sayılır mı?
Tek başına uzun süreli kullanım, otomatik olarak geçerli miras paylaşımı anlamına gelmez. Fiili paylaşmanın bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.
Mirasbırakan malın hangi çocuğa kalacağını belirleyebilir mi?
Mirasbırakan ölüme bağlı tasarrufuyla paylaşma kuralları koyabilir. Ancak hükmün paylaşma kuralı mı yoksa ayrıca bir kazandırma mı olduğu somut tasarrufun içeriğine göre belirlenir.
Mirasçılardan biri murise borçluysa ne olur?
Mirasbırakanın o mirasçıdaki alacağı paylaşma sırasında mirasçının payına mahsup edilebilir.
Tereke borçları paylaşım öncesinde dikkate alınır mı?
Evet. Tereke borçları paylaşmanın önemli unsurudur ve mirasçıların bunların ödenmesini veya güvenceye bağlanmasını istemeleri mümkündür.
Aile fotoğrafları ve manevi değeri olan eşyalar satışa çıkarılabilir mi?
Kanun aile belgeleri ve özel anı değeri bulunan eşyalar bakımından özel hükümler içermektedir. Mirasçılardan biri karşı çıkarsa bunların paylaşılması sıradan tereke mallarından farklı değerlendirilir.
Miras paylaşımı ile ortaklığın giderilmesi aynı dava mı?
Hayır. Birbirleriyle kesişebilseler de miras paylaşımı terekenin bütününü, ortaklığın giderilmesi ise çoğunlukla belirli bir mal üzerindeki ortaklığın sona erdirilmesini konu alır.
Sonuç
Miras paylaşımı yalnız miras oranlarının hesaplanması değildir.
Sağlıklı bir paylaşımda;
-
mirasçıların kim olduğu,
-
paylaşılacak terekenin belirlenmiş olması,
-
miras payları,
-
tereke borçları,
-
mirasbırakanın paylaşmaya ilişkin iradesi,
-
mirasçılar arasındaki alacak ve borç ilişkileri,
-
malların bölünebilirliği,
-
özel nitelikteki mallar ve
-
değer denkleştirmeleri
birlikte değerlendirilir.
Mirasçılar anlaşabiliyorsa rızaen paylaşım çoğu zaman daha esnek sonuçlar üretir.
Anlaşma sağlanamazsa yargısal paylaşım yoluna başvurulabilir.
Ancak miras hukukundaki paylaşma sistemi:
“Her şeyi satalım ve parasını bölelim.”
kadar basit değildir.
Kanun kimi malların bir mirasçıya özgülenmesine, değer farklarının para ile dengelenmesine, özel manevi değere sahip eşyaların korunmasına ve ekonomik açıdan sakıncalı durumlarda farklı çözümler oluşturulmasına imkân tanır.
Bu nedenle gerçek soru:
“Miras payım kaç?”
değil;
“Bu tereke, miras paylarımı koruyarak en doğru şekilde nasıl paylaşılabilir?”
olmalıdır.
Miras hukukundaki diğer dava ve uyuşmazlıklar için Miras Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yazar Hakkında
Av. Mehmet Serhat Tercan
Av. Mehmet Serhat Tercan, İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olup Tercan Avukatlık Bürosu’nun kurucusudur.
Çalışmalarını özellikle miras paylaşımı, miras ortaklığı, muris muvazaası, tenkis, vasiyetname ve terekeye ilişkin uyuşmazlıklar üzerinde sürdürmektedir.
Av. Mehmet Serhat Tercan hakkında daha fazla bilgi →
İstanbul / Kadıköy Ofis Bilgileri
Tercan Avukatlık Bürosu
Fenerbahçe Mah.
Fener Kalamış Cad. No:65/3
Kadıköy / İstanbul
Telefon: 0532 659 48 54
Görüşmeler randevu ile gerçekleştirilmektedir.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Miras paylaşımında uygulanacak yöntem, terekenin kapsamına, mirasçıların sıfatına, ölüme bağlı tasarruflara ve somut uyuşmazlığın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
