Limited Şirket Ortağı Nasıl Çıkartılır?
Limited şirketlerde ortaklık ilişkisi, çoğu zaman yalnızca sermaye birlikteliğinden ibaret değildir. Ortaklar arasındaki güven, işbirliği ve uyum, şirketin faaliyetlerini sürdürebilmesi açısından belirleyici unsurlardır. Ancak uygulamada, ortaklar arasındaki ilişkinin zamanla bozulması, şirketin işleyişinin aksaması ve ortaklığın fiilen sürdürülemez hâle gelmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur.
Bu noktada gündeme gelen temel soru şudur:
Bir limited şirket ortağı hangi şartlar altında ve hangi usullerle şirketten çıkarılabilir?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”), limited şirketlerde ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin düzenlemeleri belirli ilkeler çerçevesinde ele almıştır. Kanun sistematiği incelendiğinde, ortağın şirketten çıkarılması iki temel hukuki mekanizma üzerinden mümkündür:
-
Haklı sebebe dayalı olarak şirketin talebi üzerine mahkeme kararıyla çıkarma
-
Önemli nedene dayalı olarak şirket genel kurul kararıyla çıkarma
Bu iki yol, hem dayandıkları hukuki gerekçe hem de izlenen usul bakımından birbirinden açık şekilde ayrılmaktadır.
I. Haklı Sebebe Dayalı Olarak Mahkeme Kararıyla Ortağın Çıkarılması
A. Genel Çerçeve
Haklı sebebe dayalı çıkarma, doğrudan mahkeme kararıyla sonuç doğuran ve yargısal denetime tabi bir mekanizmadır. Bu yöntemde, şirketin ilgili ortağın şirketten çıkarılmasını talep etmesi ve bu talebin mahkeme tarafından haklı bulunması gerekir. Süreç, kural olarak şirket genel kurulunun haklı sebebe dayanan bir karar almasıyla başlar. Genel kurul kararına istinaden şirket müdürü veya yetkilendirilmiş temsilci tarafından, ilgili ortağın şirketten çıkarılması istemiyle dava açılır. Mahkeme tarafından çıkarma kararı verilebilmesi için, ortaklık ilişkisinin devamının objektif olarak beklenemeyecek derecede çekilmez hâle gelmiş olması aranır. Bu değerlendirme soyut değil, somut olayın tüm özellikleri dikkate alınarak yapılır.
B. Haklı Sebep Kavramı
Türk Ticaret Kanunu’nda “haklı sebep” kavramı açık ve sınırlı şekilde tanımlanmamıştır. Bu durum bilinçli bir tercihtir. Zira haklı sebep, her somut olayda farklı şekillerde ortaya çıkabilir.
Haklı sebebin varlığı değerlendirilirken;
-
Ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelenip zedelenmediği,
-
Ortağın şirket faaliyetlerini aksatıcı davranışlarda bulunup bulunmadığı,
-
Şirketin amacına ulaşmasının tehlikeye girip girmediği,
-
Ortaklık ilişkisinin fiilen kilitlenip kilitlenmediği
gibi hususlar birlikte ele alınır.
Haklı sebep, yalnızca ortağın kişisel davranışlarından kaynaklanmak zorunda değildir. Ortaklık ilişkisinin yapısal olarak bozulması, şirketin işleyemez hâle gelmesi veya ortaklar arasındaki ilişkinin geri dönülemez biçimde zedelenmesi de haklı sebep teşkil edebilir. Uygulamada, haklı sebebin tespitinde Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan benzer düzenlemelerden kıyasen yararlanılmaktadır. TBK m. 629, TTK m. 219 ve TTK m. 245 hükümleri bu anlamda yol gösterici niteliktedir.
C. İki Ortaklı Limited Şirketlerde Haklı Sebep Sorunu
İki ortaklı limited şirketlerde, ortağın çıkarılması bakımından özel bir durum söz konusudur. Bu tür şirketlerde genel kurulda karar alınabilmesi için aranan nisaplar, çoğu zaman çıkarma kararını fiilen imkânsız hâle getirir.
Bu durum, şirketin kilitlenmesine ve ortaklardan birinin diğerini baskı altında tutmasına yol açabilir. Ortaklığın fiilen yürütülemez hâle gelmesine rağmen, sırf nisap nedeniyle hiçbir hukuki yolun kullanılamaması, hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğurur.
Hukukun bu tür bir kilitlenmeyi koruması beklenemez. Nitekim doktrinde ve uygulamada, iki ortaklı limited şirketlerde haklı sebep bulunması hâlinde, genel kurul kararı alınmaksızın doğrudan dava yoluna başvurulabilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
II. Önemli Nedene Dayalı Olarak Genel Kurul Kararıyla Ortağın Çıkarılması
A. Önemli Nedenin Hukuki Niteliği
Önemli neden, haklı sebepten farklı bir hukuki zemine sahiptir. Önemli neden, ortaklar tarafından önceden belirlenmiş ve şirket sözleşmesinde açıkça düzenlenmiş bir çıkarma sebebidir.
Bu yöntemde çıkarma, mahkeme kararıyla değil, şirket genel kurulunun alacağı bir karar ile gerçekleşir. Dolayısıyla önemli nedene dayalı çıkarma, daha çok sözleşmesel bir mekanizma olarak karşımıza çıkar.
B. Şirket Sözleşmesinin Rolü
Önemli nedene dayalı çıkarma yolunun kullanılabilmesi için, çıkarma sebebinin:
-
Şirketin kuruluş aşamasında,
-
Ya da sonradan oybirliği ile
şirket sözleşmesine eklenmiş olması gerekir.
Şirket sözleşmesinde yer almayan bir sebebe dayanılarak bu yolun kullanılması mümkün değildir. Ayrıca sözleşmede yer alan çıkarma sebeplerinin objektif, belirli ve dürüstlük kuralına uygun olması gerekir. Keyfî, belirsiz veya kişiye özel düzenlemeler hukuki koruma görmez.
C. Genel Kurul Kararı ve İptal Davası
Şirket sözleşmesinde öngörülen önemli nedenin gerçekleşmesi hâlinde, genel kurul tarafından alınacak çıkarma kararıyla ilgili ortak şirketten çıkarılabilir.
Çıkarılan ortağın, genel kurul kararının kendisine tebliğinden itibaren 3 ay içinde iptal davası açma hakkı bulunmaktadır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.
Mahkeme, iptal davasında özellikle:
-
Dayanılan sebebin gerçekten sözleşmede yer alıp almadığını,
-
Sebebin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini,
-
Kararın dürüstlük kuralına uygun olup olmadığını
inceleyecektir.
D. Çıkarma Yerine Pay Devri Zorunluluğu
Şirket sözleşmesinde, çıkarma yerine ortağın paylarını devretme zorunluluğu da öngörülmüş olabilir. Bu durumda ilgili ortak, belirlenen usul ve şartlar çerçevesinde paylarını devretmeye mecbur bırakılabilir.
Bu düzenleme de aynı şekilde objektiflik ve dürüstlük kuralı sınırları içinde değerlendirilir.
III. Ortağın Çıkarılmasının Mali ve Hukuki Sonuçları
Bir ortağın limited şirketten çıkarılması, yalnızca ortaklık ilişkisinin sona ermesi anlamına gelmez. Çıkarma kararı; ortağın mali hakları, sermaye payı, şirket alacakları ve varsa sorumlulukları bakımından da sonuç doğurur.
1. Çıkarılan Ortağın Payının Akıbeti
Ortağın çıkarılması hâlinde, ilgili ortağın şirket sermayesindeki payının ne olacağı şirket sözleşmesi hükümleri ve TTK düzenlemeleri çerçevesinde belirlenir. Payın;
-
Diğer ortaklar tarafından devralınması,
-
Üçüncü kişilere devri,
-
Ya da şirket tarafından iktisap edilmesi
gibi ihtimaller söz konusu olabilir. Bu süreçte payın gerçek değeri ve ödeme koşulları, çoğu zaman ayrıca uyuşmazlık konusu hâline gelmektedir.
2. Ayrılma Akçesi ve Değer Tespiti Sorunu
Haklı sebep veya önemli nedene dayalı çıkarma hâllerinde, çıkarılan ortağın ayrılma akçesi talep etme hakkı gündeme gelir. Ayrılma akçesinin belirlenmesinde;
-
Şirketin mali durumu,
-
Bilanço verileri,
-
Şirketin devam eden faaliyetleri,
-
Gizli yedekler ve gerçek piyasa değeri
dikkate alınır. Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, ayrılma akçesinin nominal değer üzerinden mi yoksa gerçek değer üzerinden mi hesaplanacağıdır. Mahkemeler bu konuda şekli değil, ekonomik gerçeğe uygun değerlendirme yapma eğilimindedir.
IV. Çıkarma Sürecinde Sık Yapılan Hatalar
Limited şirketlerde ortak çıkarma süreçlerinde en sık yapılan hatalar şunlardır:
-
Haklı sebep kavramının soyut ve gerekçesiz ileri sürülmesi
-
Genel kurul kararlarının usule uygun alınmaması
-
Şirket sözleşmesinde yer almayan bir sebebe dayanılması
-
Çıkarma kararının dürüstlük kuralını ihlal edecek şekilde kullanılması
-
Pay değeri ve ayrılma akçesi konusunun göz ardı edilmesi
Bu hatalar, çıkarma sürecinin geçersiz sayılmasına veya uzun süren dava süreçlerine yol açabilmektedir.
V. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Limited şirket ortağı keyfi olarak çıkarılabilir mi?
Hayır. Limited şirket ortağı keyfi olarak çıkarılamaz. Çıkarma ancak haklı sebep veya şirket sözleşmesinde açıkça düzenlenmiş önemli neden bulunması hâlinde mümkündür.
2. Şirket sözleşmesinde çıkarma sebebi yoksa ortak çıkarılabilir mi?
Evet, ancak yalnızca haklı sebep bulunması hâlinde ve mahkeme kararıyla mümkündür. Şirket sözleşmesinde yer almayan bir sebebe dayanılarak genel kurul kararıyla çıkarma yapılamaz.
3. İki ortaklı limited şirkette ortak nasıl çıkarılır?
İki ortaklı limited şirketlerde genel kurul nisapları çoğu zaman çıkarma kararını fiilen imkânsız hâle getirir. Haklı sebep bulunması hâlinde, doktrinde ve uygulamada doğrudan dava yoluna başvurulabileceği kabul edilmektedir.
4. Çıkarılan ortak pay bedelini alabilir mi?
Evet. Çıkarılan ortağın, ayrılma akçesi talep etme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu bedelin miktarı ve ödeme şekli çoğu zaman uyuşmazlık konusu olmaktadır.
5. Genel kurul kararıyla çıkarılan ortak ne yapabilir?
Genel kurul kararıyla çıkarılan ortak, kararın kendisine tebliğinden itibaren 3 ay içinde iptal davası açabilir. Bu süre hak düşürücüdür.
6. Çıkarma kararı kesinleşmeden pay devri yapılabilir mi?
Genel olarak hayır. Çıkarma kararının geçerliliği ve kesinleşmesi, payın devrine ilişkin işlemler bakımından belirleyici olacaktır. Aksi hâlde işlemler iptal riski taşır.
7. Çıkarma yerine pay devri zorunluluğu getirilebilir mi?
Evet. Şirket sözleşmesinde çıkarma yerine pay devri zorunluluğu öngörülmüş olabilir. Ancak bu düzenleme de objektiflik ve dürüstlük kuralı ile sınırlıdır.
VI. Değerlendirme
Limited şirket ortağının şirketten çıkarılması, hem şirketin devamlılığı hem de ortakların menfaatleri bakımından ciddi sonuçlar doğuran bir işlemdir. Bu nedenle çıkarma sürecinin;
-
Usule uygun,
-
Gerekçeli,
-
Ölçülü,
-
Ve dürüstlük kuralına uygun
şekilde yürütülmesi gerekir.
Her somut olay, kendi şartları içinde değerlendirilmelidir. Ortaklık yapısı, şirket sözleşmesi, fiili durum ve ekonomik gerçeklik birlikte ele alınmadan yapılacak çıkarma girişimleri, çoğu zaman yeni ve daha ağır uyuşmazlıkların önünü açmaktadır.
VII. Haklı Sebep Örnekleri (Uygulamadan)
Haklı sebep kavramı kanunda sınırlı şekilde tanımlanmadığından, bu kavramın içeriği büyük ölçüde yargısal değerlendirme ve doktrinsel kabuller ile şekillenmektedir. Uygulamada haklı sebep olarak kabul edilen hâller, tek tek sayılabilir nitelikte olmayıp somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Aşağıda, uygulamada sıklıkla haklı sebep olarak ileri sürülen ve mahkemelerce ciddiyetle incelenen durumlara yer verilmiştir.
1. Ortağın Şirkete Zarar Verici Davranışları
Ortağın, şirketin ekonomik varlığını veya ticari itibarını doğrudan zedeleyen davranışları haklı sebep olarak değerlendirilebilir. Özellikle;
-
Şirket varlıklarının kişisel amaçlarla kullanılması
-
Şirket hesaplarının usulsüz şekilde boşaltılması
-
Şirket adına yapılan işlemlerde kötü niyetli hareket edilmesi
gibi durumlar, ortaklık ilişkisinin sürdürülmesini objektif olarak çekilmez hâle getirebilir.
Bu tür hâllerde mahkemeler, zararın büyüklüğünden ziyade güven ilişkisinin onarılamaz şekilde zedelenip zedelenmediğine odaklanmaktadır.
2. Ortaklık Yükümlülüklerinin Sürekli ve Ağır Şekilde İhlali
Limited şirket ortağı, şirket sözleşmesi ve kanun gereği belirli yükümlülükler altındadır. Bu yükümlülüklerin sürekli, bilinçli ve ağır şekilde ihlali, haklı sebep teşkil edebilir.
Örnek olarak;
-
Sermaye koyma borcunun uzun süre yerine getirilmemesi
-
Ortaklık faaliyetlerine sistematik şekilde katılmama
-
Şirket kararlarını bilinçli olarak sabote etme
gibi davranışlar, ortaklık ilişkisinin fiilen işlemez hâle geldiğinin göstergesi kabul edilebilir.
3. Ortaklar Arasında Güven İlişkisinin Geri Dönülemez Şekilde Bozulması
Limited şirketlerde ortaklık ilişkisi, yalnızca hukuki değil aynı zamanda kişisel güvene dayalı bir ilişkidir. Ortaklar arasındaki güven ilişkisinin tamamen ortadan kalkması, tek başına haklı sebep oluşturabilir.
Uygulamada;
-
Sürekli ihtilaf,
-
Aşırı husumet,
-
Ortaklar arasında iletişimin kopması,
-
Şirket işlerinin ortaklar arasında yürütülemez hâle gelmesi
gibi durumlar, ortaklık ilişkisinin sürdürülemeyeceğini göstermektedir.
Mahkemeler bu tür uyuşmazlıklarda, tarafların kusur durumundan ziyade ortaklığın fiilen devam edip edemediğini esas almaktadır.
4. Şirketin Kilitlenmesine Yol Açan Davranışlar
Özellikle az ortaklı veya iki ortaklı limited şirketlerde, bir ortağın davranışları şirketin karar alma mekanizmalarını tamamen kilitleyebilir.
Buna örnek olarak;
-
Genel kurul toplantılarına sürekli katılmama
-
Alınması zorunlu kararları sistematik şekilde engelleme
-
Şirketin faaliyetlerini durma noktasına getiren tutumlar
gösterilebilir.
Bu tür hâllerde, ortaklık ilişkisinin devamı şirketin varlığını tehlikeye sokuyorsa, haklı sebebin varlığı kabul edilebilir.
5. Rekabet Yasağına Aykırı Davranışlar
Ortağın, şirketle aynı alanda faaliyet gösteren bir başka işletmede fiilen veya dolaylı olarak yer alması, somut olayın özelliklerine göre haklı sebep sayılabilir.
Özellikle;
-
Şirket sırlarının rakip işletmeye aktarılması
-
Şirket müşterilerinin sistematik şekilde başka bir yapıya yönlendirilmesi
gibi hâller, yalnızca sözleşmeye aykırılık değil, aynı zamanda güven ilişkisinin ağır ihlali olarak değerlendirilir.
6. Ortağın Şirket Faaliyetlerini Kişisel Çıkarları İçin Kullanması
Ortağın şirketi, kendi kişisel menfaatleri doğrultusunda bir araç hâline getirmesi de haklı sebep kapsamında ele alınabilir.
Bu durum;
-
Şirket kaynaklarının kişisel borçlar için kullanılması
-
Şirket adına işlem yapılıyormuş gibi gösterilerek şahsi kazanç sağlanması
şeklinde ortaya çıkabilir. Burada belirleyici unsur, davranışın süreklilik arz etmesi ve şirketi zarara uğratmasıdır.
7. Haklı Sebep Sayılmayan Hâllere Kısa Bir Not
Her anlaşmazlık haklı sebep değildir. Uygulamada sıkça karıştırılan ancak tek başına haklı sebep sayılmayan durumlar da bulunmaktadır:
-
Geçici görüş ayrılıkları
-
Kâr dağıtımına ilişkin olağan ticari uyuşmazlıklar
-
Ortaklar arasındaki kişisel hoşnutsuzluklar
-
Tek seferlik ve telafi edilebilir ihlaller
Bu tür durumlarda mahkemeler, ortaklığın tamamen sona erdirilmesini ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirebilmektedir.
Kısa Değerlendirme
Haklı sebep incelemesi, soyut kavramlar üzerinden değil; şirketin fiili durumu, ortaklık yapısı ve ilişkinin sürdürülebilirliği üzerinden yapılır. Amaç, kusurlu tarafı cezalandırmak değil, sürdürülemez hâle gelen bir ortaklık yapısına hukuki çözüm üretmektir.
Bu nedenle her somut olayda, ileri sürülen sebebin gerçekten ortaklık ilişkisinin devamını imkânsız kılıp kılmadığı titizlikle değerlendirilmelidir.
Telif ve Sorumluluk Reddi
Bu internet sitesinde yer alan içerikler, genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Yazıda yer verilen açıklamalar; hukuki görüş, tavsiye, yönlendirme veya mütalaa niteliği taşımaz ve herhangi bir somut olaya doğrudan uygulanmak üzere kaleme alınmamıştır.
Bu sayfada yer alan bilgi, değerlendirme ve açıklamalara dayanılarak işlem yapılması veya yapılmaması sonucunda doğabilecek doğrudan veya dolaylı zararlardan, yazar ve/veya site sahibi hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmez. Somut uyuşmazlıklarda, ilgili mevzuat, yargı kararları ve olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu sayfadaki tüm metinler, görseller ve içerikler 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. İçeriğin tamamı veya bir kısmı; kaynak gösterilmeden, izinsiz şekilde kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz veya başka bir mecrada kullanılamaz.

