Miras Davalarında Uzlaşma ve Anlaşma Süreci

İçindekiler

 

Miras Davalarında Uzlaşma ve Anlaşma Süreci

Miras uyuşmazlıklarında çözüm her zaman mahkeme kararı olmak zorunda değildir.

Mirasçılar, uyuşmazlığın niteliğine göre dava açılmadan önce veya dava devam ederken;

  • doğrudan müzakere,

  • miras paylaşma sözleşmesi,

  • arabuluculuk,

  • mahkeme içi sulh veya

  • Avukatlık Kanunu m.35/A kapsamında uzlaşma

yoluyla uyuşmazlığı sona erdirebilirler.

Ancak burada esas mesele yalnız “anlaşmak” değildir.

İyi bir miras anlaşması;

hangi malların anlaşmaya dahil olduğunu, hangi haklardan vazgeçildiğini, hangi hakların saklı tutulduğunu, kimin neyi ne zaman yapacağını ve anlaşmanın uygulanmaması halinde ne olacağını

tereddüde yer bırakmayacak biçimde düzenlemelidir.

Bu nedenle temel yaklaşım şudur:

Adil ve uygulanabilir bir uzlaşma, çoğu zaman uzun süren bir davadan daha değerlidir. Ancak kötü hazırlanmış bir anlaşma, dava kadar büyük bir risk yaratabilir.

Miras Davalarında Uzlaşma Nedir?

Uzlaşma, mirasçılar veya miras uyuşmazlığının diğer taraflarının kendi iradeleriyle uyuşmazlığı tamamen veya kısmen sona erdirmeleridir.

Bu yalnızca miras mallarının paylaşılması anlamına gelmez.

Taraflar örneğin;

  • hangi taşınmazın kimde kalacağını,

  • bir mirasçının diğerlerine ne kadar ödeme yapacağını,

  • banka parasının nasıl bölüşüleceğini,

  • geçmiş kira gelirlerinin nasıl paylaşılacağını,

  • muris muvazaası iddiasından vazgeçilmesini,

  • tenkis talebinin hangi bedel karşılığında sona erdirileceğini,

  • açılmış davaların sona erdirilmesini,

  • belirli taleplerin saklı tutulmasını

kararlaştırabilirler.

Ancak anlaşmanın yalnız tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri haklarla sınırlı olması gerekir.

Taraflar kendi anlaşmalarıyla üçüncü kişilerin haklarını ortadan kaldıramaz veya hukuken mirasçı olmayan bir kişiyi yalnız anlaşma yaparak yasal mirasçı haline getiremezler.

Miras Uyuşmazlığı Çözülmeden Önce Ne Belirlenmelidir?

Uzlaşmada en büyük hata, henüz uyuşmazlığın ekonomik ve hukuki sınırları bilinmeden rakam konuşmaya başlamaktır.

Bir miras dosyasında müzakereye başlamadan önce en azından şu sorular cevaplanmalıdır:

  • Mirasçılar kim?

  • Tereke hangi mallardan oluşuyor?

  • Tereke borçları var mı?

  • Taşınmazların gerçek değeri ne?

  • Banka hesapları ve diğer varlıklar biliniyor mu?

  • Murisin sağlığında yaptığı kazandırmalar var mı?

  • Vasiyetname veya miras sözleşmesi bulunuyor mu?

  • Saklı pay ihlali iddiası var mı?

  • Muris muvazaası iddiası mevcut mu?

  • Bir mirasçı tereke mallarını tek başına kullanıyor mu?

  • Açılmış başka davalar var mı?

Terekenin kapsamı bilinmiyorsa müzakere öncesinde öncelikle araştırma yapılması gerekir.

Bu konu için Miras Tespit Davası başlıklı yazımız incelenebilir.

Miras Davalarında Hangi Konularda Anlaşılabilir?

Miras uyuşmazlıklarında anlaşma alanı oldukça geniştir.

Mirasın Nasıl Paylaşılacağı

Mirasçılar hangi malın hangi mirasçıya kalacağını ve değer farklarının nasıl giderileceğini kararlaştırabilirler.

Paylaşmanın hukuki yapısı için Miras Paylaşımı Nasıl Yapılır? başlıklı yazımız incelenebilir.

Taşınmazın Bir Mirasçıda Kalması

Örneğin üç kardeşe kalan bir evin tamamı kardeşlerden birine bırakılıp diğer kardeşlere bedel ödenmesi kararlaştırılabilir.

Taşınmazın Birlikte Satılması

Taraflar mahkeme satışını beklemek yerine taşınmazı serbest piyasada birlikte satmayı ve satış bedelini paylaşmayı kararlaştırabilir.

Geçmiş Kira Gelirleri

Bir mirasçı tarafından tahsil edilen kira gelirlerinin ne şekilde mahsup edileceği anlaşmaya bağlanabilir.

Muris Muvazaası İddiaları

Mirasbırakanın sağlığında yaptığı devirlere ilişkin uyuşmazlık tarafların üzerinde tasarruf edebileceği talepler ölçüsünde sulh konusu yapılabilir.

Bu dava türünün esasları için Mirastan Mal Kaçırma Nedir? başlıklı yazımız incelenebilir.

Tenkis Talepleri

Saklı pay ihlalinden kaynaklanan uyuşmazlıklar da somut olayın niteliğine göre anlaşmayla çözülebilir.

Tenkis Davası

Denkleştirme Talepleri

Murisin sağlığında bazı mirasçılara yaptığı kazandırmaların paylaşımda nasıl hesaba katılacağı konusunda da anlaşma yapılabilir.

Mirasta Denkleştirme Nedir?

Miras Uyuşmazlıklarında Kullanılabilecek Anlaşma Yolları

Miras dosyalarında “anlaşma” tek bir hukuki kurum değildir.

Uygulamada birbirinden farklı yollar kullanılabilir.

1. Doğrudan Sulh ve Anlaşma Protokolü

Taraflar dava açılmadan önce doğrudan görüşerek özel bir anlaşma hazırlayabilirler.

Bu anlaşmada;

  • ödeme,

  • taşınmaz devri,

  • dava açmama,

  • mevcut taleplerden vazgeçme,

  • karşılıklı ibra,

  • masrafların paylaşılması

gibi hükümler bulunabilir.

Ancak metnin adı “protokol” veya “sulh sözleşmesi” olsa da hukuki sonucu içeriğine göre belirlenir.

Bir sözleşmenin başlığında:

“Sulh Protokolü”

yazması tek başına onu icra edilebilir veya geçerli hale getirmez.

Önemli olan içeriğin hukuken doğru kurulmasıdır.

Sözleşme kurgusu bakımından Protokol ve Sözleşme Hazırlanması başlıklı sayfamız incelenebilir.

2. Miras Paylaşma Sözleşmesi

Uyuşmazlığın esas konusu terekenin paylaşılmasıysa miras paylaşma sözleşmesi gündeme gelir.

Türk Medeni Kanunu m.676 uyarınca miras paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.

Bu nedenle:

“Terekede taşınmaz var, mutlaka noterde sözleşme yapılmalıdır.”

şeklinde genel bir kural doğru değildir.

Ancak paylaşma sözleşmesinin ardından tapu, banka veya başka resmi kurumlarda ayrıca yapılması gereken uygulama işlemleri olabilir.

Miras paylaşma sözleşmesi ile genel bir sulh protokolü de aynı şey değildir.

Miras paylaşma sözleşmesinin odağı terekenin nasıl bölüşüleceğidir.

Sulh protokolü ise daha geniş bir uyuşmazlık paketini sona erdirebilir.

3. Arabuluculuk

Miras uyuşmazlıklarında arabuluculuk hem ihtiyari hem bazı uyuşmazlıklar bakımından zorunlu olabilir.

Önemli nokta şudur:

Her miras davasında zorunlu arabuluculuk yoktur.

Ancak taşınır ve taşınmaz malların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvuru dava şartıdır.

Bu özel süreci Ortaklığın Giderilmesi Arabuluculuk başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.

Arabuluculukta Taşınmaz Devri Kararlaştırılabilir mi?

Evet.

Taşınmazın devri ve taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklar da arabuluculukla çözülebilir.

Ancak bu tür anlaşmalarda sıradan arabuluculuk anlaşmasından farklı özel hükümler bulunmaktadır.

Taşınmazın devrine ilişkin anlaşma belgesi bakımından icra edilebilirlik şerhi alınması gerekir.

Bu nedenle:

“Arabuluculukta anlaştık, tapu artık otomatik geçti.”

şeklindeki yaklaşım doğru değildir.

Arabuluculuk Anlaşmasından Sonra Aynı Konuda Dava Açılabilir mi?

Tarafların arabuluculuk sonunda üzerinde anlaştıkları hususlar bakımından kural olarak yeniden dava açılamaz.

Bu nedenle anlaşma belgesi hazırlanırken:

hangi konuların gerçekten kapatıldığı

çok dikkatli belirlenmelidir.

Örneğin yalnızca bir taşınmaz hakkında anlaşılmışken:

“Tarafların geçmişten bugüne hiçbir hak ve alacağı kalmamıştır.”

şeklinde gereğinden geniş bir hüküm kurulması başka miras talepleri bakımından ciddi tartışmalara yol açabilir.

4. Mahkeme Huzurunda Sulh

Dava açılmışsa taraflar mahkeme huzurunda sulh olabilirler.

Sulh yalnız dava konusu hususlarla sınırlı olmak zorunda değildir.

Dava dışındaki bazı konular da uygun koşullarda sulhe dahil edilebilir ve sulh şarta bağlı biçimde de kurulabilir.

Bu, miras davalarında önemli bir esneklik sağlar.

Örneğin dava yalnız bir taşınmaz hakkında açılmış olsa bile taraflar daha geniş miras uyuşmazlığını da anlaşma kapsamında çözebilirler.

Mahkeme Sulhünün Sonucu Nedir?

Mahkeme huzurunda yapılan sulh ilgili davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.

Bu nedenle mahkeme sulhü:

“Dosyaya bir protokol verelim, sonra gerekirse tekrar düşünürüz.”

seviyesinde değerlendirilmemelidir.

Sonuçları oldukça güçlüdür.

Dava Karar Aşamasına Gelmişse Artık Sulh Olunamaz mı?

Hayır.

Dava devam ettiği sürece ve hüküm kesinleşmeden önce tarafların sulh imkânı bulunabilir.

Bu nedenle yıllardır devam eden bir miras davasında dahi şartlar değiştiğinde uzlaşma yeniden değerlendirilebilir.

5. Avukatlık Kanunu m.35/A Kapsamında Uzlaşma

Türk hukukunda az kullanılan fakat önemli araçlardan biri Avukatlık Kanunu m.35/A’dır.

Avukatlar;

  • dava açılmadan önce veya

  • dava açılmış ancak henüz duruşma başlamamışken

tarafları uzlaşmaya davet edebilirler.

Kanundaki şartları taşıyan ve avukatlar ile müvekkiller tarafından birlikte imzalanan uzlaşma tutanağı ilam niteliğinde belge niteliği kazanabilir.

Bu nedenle klasik özel sözleşmeden daha güçlü sonuçlar doğurabilir.

Mirastan Feragat ile Dava veya Talepten Vazgeçmek Aynı Şey midir?

Hayır.

Mirastan feragat sözleşmesi, mirasbırakanın hayattayken mirasçısı ile yaptığı miras sözleşmesidir.

Dolayısıyla mirasbırakan öldükten sonra:

“Kardeşlerden biri mirastan feragat etti.”

ifadesi çoğu olayda teknik olarak doğru değildir.

Ölümden sonra yapılan işlem;

  • miras payının devri,

  • miras paylaşma sözleşmesi,

  • belirli bir talepten vazgeçme,

  • sulh veya

  • karşılıklı ibra

niteliğinde olabilir.

Gerçek mirastan feragat kurumu için Mirastan Feragat Sözleşmesi başlıklı yazımız incelenebilir.

Miras Payını Kardeşime Bırakabilir miyim?

Mirasın açılmasından sonra bir mirasçı miras payı üzerinde sözleşme yapabilir.

Mirasçılar arasında miras payının devrine ilişkin sözleşmenin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.

Üçüncü kişiye yapılacak devirde ise noterlikçe düzenleme şartı bulunmaktadır.

Bu nedenle:

“Mirastan feragat ettim.”

ile

“Miras payımı devrettim.”

ifadeleri hukuken aynı şeyi anlatmaz.

Miras Anlaşmasında Neler Yazılmalıdır?

Tek bir standart metin her miras uyuşmazlığı için yeterli değildir.

Ancak kapsamlı bir sulh veya paylaşım protokolünde genellikle aşağıdaki hususlar düşünülmelidir.

Anlaşmaya Dahil Mallar

Taşınmazların ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgileri; banka varlıkları, araçlar, şirket hisseleri ve diğer değerler mümkün olduğunca açık yazılmalıdır.

Değerleme Tarihi

Taşınmazın bugünkü değeri ile altı ay sonraki değeri farklı olabilir.

Hangi değerleme tarihinin esas alındığı belirtilmelidir.

Kimin Ne Alacağı

Belirsiz ifadeler yerine somut yükümlülükler kurulmalıdır.

Para Ödemeleri

Tutar, ödeme tarihi, banka hesabı, taksitler ve gecikme sonuçları açık olmalıdır.

Tapu ve Devir İşlemleri

Kimin hangi tarihte hangi işlemi yapacağı belirlenmelidir.

Vergi, Harç ve Masraflar

Tapu masrafı, vergi, değerleme gideri ve diğer maliyetlerin kime ait olduğu düzenlenmelidir.

Açılmış Davalar

Hangi davanın sona erdirileceği ve hangi taleplerin devam edeceği yazılmalıdır.

Yargılama Giderleri ve Vekâlet Ücreti

Bunların düzenlenmemesi yeni bir tartışma yaratabilir.

Bilinmeyen veya Sonradan Ortaya Çıkan Tereke Malları

Anlaşmadan sonra yeni bir banka hesabı veya taşınmaz çıkarsa ne olacağı önceden kararlaştırılabilir.

İbra ve Feragat Hükümleri

Hangi taleplerden vazgeçildiğinin açık şekilde sınırlandırılması gerekir.

“Tarafların Birbirinden Hiçbir Hak ve Alacağı Kalmamıştır” Cümlesi Neden Risklidir?

Miras anlaşmalarında sık kullanılan en riskli cümlelerden biri budur.

Taraflar yalnız bir taşınmaz konusunda anlaşmış olabilir.

Ancak protokole:

“Taraflar geçmişten bugüne birbirlerini tamamen ibra etmişlerdir.”

yazılırsa sonradan bulunan;

  • banka hesabı,

  • kira geliri,

  • şirket hissesi,

  • muris muvazaasına konu taşınmaz veya

  • başka bir tereke malı

bakımından anlaşmanın kapsamı tartışma konusu olabilir.

Bu nedenle ibra hükmü ne kadar genişse istenmeyen hak kaybı riski de o kadar büyüyebilir.

Bazen iyi sözleşme, en fazla hükmü içeren sözleşme değil; neyi kapsamadığını da açıkça gösteren sözleşmedir.

Miras Uyuşmazlığında Tüm Mirasçılar Anlaşmaya Katılmak Zorunda mı?

Bu, anlaşmanın kapsamına bağlıdır.

Terekenin tamamının paylaşılması veya bütün miras ortaklığını sona erdirecek bir düzen kurulacaksa tüm ilgili mirasçıların katılımı önemlidir.

Ancak yalnız iki mirasçı arasındaki belirli bir para talebi gibi sınırlı bir uyuşmazlıkta diğer mirasçıların her durumda taraf olması gerekmeyebilir.

Temel kural şudur:

Anlaşma, taraf olmayan kişilerin haklarını ortadan kaldıramaz.

Miras Anlaşmasında Taşınmaz Değeri Nasıl Belirlenmeli?

Aile içi miras uyuşmazlıklarında tarafların en büyük anlaşmazlığı çoğu zaman hukuktan değil, değerden çıkar.

Bir taraf:

“Bu ev 20 milyon eder.”

derken diğer taraf:

“En fazla 13 milyon.”

diyebilir.

Bu nedenle yüksek değerli taşınmazlarda bağımsız değerleme uzlaşmayı kolaylaştırabilir.

Ancak yalnız tek bir değer de her zaman bütün ekonomik resmi göstermez.

Müzakerede;

  • serbest piyasa satış değeri,

  • hızlı satış değeri,

  • mahkeme satışı riski,

  • kira getirisi,

  • taşınmazın likiditesi,

  • gelecekteki kullanım imkânı

ayrı ayrı düşünülebilir.

Bu nedenle hukuki eşitlik ile ekonomik eşitlik aynı şey değildir.

Dava Açılmışsa Anlaşma İçin Geç mi Kalınmıştır?

Hayır.

Bazı miras uyuşmazlıklarında taraflar gerçek risklerini ancak dava ilerledikten sonra görür.

Örneğin;

  • bilirkişi raporu geldikten,

  • tanıklar dinlendikten,

  • tapu kayıtları ortaya çıktıktan,

  • başka tereke malları tespit edildikten

sonra tarafların pazarlık pozisyonu değişebilir.

Bu nedenle:

Dava başladı = anlaşma ihtimali bitti

denklemi doğru değildir.

Miras Davasında Uzlaşma Stratejisi Nasıl Kurulmalıdır?

Müzakere yalnız:

“Sen ne istiyorsun?”

sorusuyla başlamamalıdır.

İyi bir uzlaşma stratejisinde en az dört senaryo hesaplanmalıdır.

Dava Kazanılırsa Ne Olur?

Beklenen ekonomik sonuç nedir?

Dava Kaybedilirse Ne Olur?

Gerçek risk nedir?

Dava Yıllarca Sürerse Ne Olur?

Paranın zaman değeri, taşınmazın kullanımı ve yargılama maliyeti dikkate alınmalıdır.

Bugün Anlaşılırsa Ne Olur?

Kesin ve uygulanabilir sonuç ile teorik dava sonucu karşılaştırılmalıdır.

Bu nedenle uzlaşma hesabı:

“Haklıyım, o halde yüzde yüzünü almalıyım.”

şeklinde yapılmaz.

Hukuken güçlü olmak ile ekonomik olarak hangi anlaşmanın rasyonel olduğu farklı sorulardır.

Ne Zaman Uzlaşmamak Daha Doğru Olabilir?

Uzlaşma her koşulda iyi değildir.

Örneğin;

  • terekenin gerçek kapsamı bilinmiyorsa,

  • karşı taraf mal saklıyorsa,

  • taşınmaz değeri ciddi biçimde düşük gösteriliyorsa,

  • taraflardan biri baskı altında tutuluyorsa,

  • hak düşürücü süre yaklaşmışsa,

  • önerilen anlaşma açık biçimde hakkın önemli bölümünü ortadan kaldırıyorsa

sırf dava bitsin diye anlaşmak doğru olmayabilir.

Temel yaklaşım şudur:

Anlaşmak ilk seçenek olabilir; fakat yalnız adil, bilinçli ve uygulanabilir bir anlaşma olduğu ölçüde.

Arabuluculuk ile Uzlaşma Aynı Şey midir?

Hayır.

Uzlaşma, tarafların uyuşmazlığı anlaşmayla sona erdirmesini ifade eden geniş bir kavramdır.

Arabuluculuk ise tarafsız bir arabulucunun dahil olduğu ve özel kanuni kurallara tabi yapılandırılmış bir süreçtir.

Taraflar arabulucu olmadan da anlaşabilir.

Ancak bazı uyuşmazlıklarda dava öncesi arabuluculuk zorunlu olabilir.

Sulh ile Feragat Aynı Şey midir?

Hayır.

Sulhte taraflar karşılıklı bir anlaşmayla uyuşmazlığı sona erdirir.

Davadan feragat ise davacının talep sonucundan vazgeçmesine ilişkin ayrı bir usul işlemidir.

Bir protokolde:

“Davadan feragat edilecektir.”

yazılması ile:

“Taraflar sulh olacak ve mahkemeden sulhe göre karar verilmesini isteyecektir.”

aynı sonucu doğurmayabilir.

Miras Anlaşması Sonradan İptal Edilebilir mi?

Her anlaşma mutlak ve dokunulmaz değildir.

Anlaşmanın hukuki niteliğine göre;

  • irade sakatlığı,

  • aşırı yararlanma,

  • şekil eksikliği,

  • ehliyetsizlik,

  • temsil yetkisi eksikliği,

  • hukuka aykırılık

gibi sebepler tartışılabilir.

Bu nedenle:

“İmzaladık, artık hiçbir koşulda tartışılamaz.”

şeklindeki mutlak yaklaşım doğru değildir.

Sık Sorulan Sorular

Mirasçılar kendi aralarında anlaşabilir mi?

Evet. Üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri haklar bakımından mirasçılar kendi aralarında anlaşabilirler.

Miras anlaşması noterde yapılmak zorunda mı?

Her miras anlaşması noterlik şekline tabi değildir. İşlemin hukuki niteliğine göre yazılı şekil, noter, tapu, mahkeme veya başka özel şartlar söz konusu olabilir.

Arabuluculuk tüm miras davalarında zorunlu mu?

Hayır. Ancak taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarında dava öncesi arabuluculuk dava şartıdır.

Arabuluculukta taşınmaz bir mirasçıya bırakılabilir mi?

Evet. Kanundaki koşullar sağlanmak kaydıyla taşınmaz devri arabuluculuk anlaşmasına konu olabilir.

Mirasbırakan öldükten sonra mirastan feragat edilir mi?

Teknik anlamdaki mirastan feragat sözleşmesi mirasbırakan hayattayken yapılır. Ölümden sonra yapılacak işlem miras payının devri, paylaşma, sulh veya belirli bir talepten vazgeçme niteliğinde olabilir.

Dava açıldıktan sonra anlaşılabilir mi?

Evet. Taraflar dava devam ederken de sulh olabilirler.

Mahkeme sulhü bağlayıcı mıdır?

Evet. İlgili bulunduğu davayı sona erdirir ve güçlü hukuki sonuç doğurur.

35/A uzlaşmasının özelliği nedir?

Kanundaki şartlar sağlanarak hazırlanan 35/A uzlaşma tutanağı ilam niteliğinde belge niteliği kazanabilir.

Bilinmeyen tereke malı sonradan çıkarsa ne olur?

Anlaşmanın kapsamına göre değerlendirilir. Bu nedenle sonradan ortaya çıkabilecek tereke mallarının anlaşmada ayrıca düşünülmesi önemlidir.

Tüm miras uyuşmazlıklarını tek protokolle çözmek mümkün mü?

Bazı dosyalarda mümkündür. Ancak taraflar, üçüncü kişi hakları, dava türleri ve işlemlerin şekil şartları birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç

Miras uyuşmazlıklarında uzlaşma yalnız:

“Ortada buluşmak”

değildir.

İyi bir anlaşma;

  • terekenin kapsamını,

  • tarafların hukuki risklerini,

  • malların gerçek ekonomik değerini,

  • açılmış davaları,

  • gelecekte ortaya çıkabilecek talepleri,

  • ödeme ve devir yöntemlerini,

  • anlaşmanın icra edilebilirliğini

birlikte ele almalıdır.

Bu nedenle anlaşmanın başarısı yalnız bugün uyuşmazlığı bitirmesiyle ölçülmez.

Asıl ölçüt şudur:

Bu anlaşma beş yıl sonra yeni bir dava doğuracak mı?

İyi bir miras sulhü yalnız bugünkü davayı sona erdirmez; mümkün olduğunca yarının uyuşmazlığını da ortadan kaldırır.

Miras hukukuna ilişkin genel dava ve uyuşmazlıklar için Miras Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Yazar Hakkında

Av. Mehmet Serhat Tercan

Av. Mehmet Serhat Tercan, İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat olup Tercan Avukatlık Bürosu’nun kurucusudur.

Çalışmalarını özellikle miras uyuşmazlıkları, miras paylaşımı, sulh ve uzlaşma stratejileri, muris muvazaası, tenkis ve terekeye ilişkin çok taraflı uyuşmazlıklar üzerinde sürdürmektedir.

Av. Mehmet Serhat Tercan hakkında daha fazla bilgi →

İstanbul / Kadıköy Ofis Bilgileri

Tercan Avukatlık Bürosu

Fenerbahçe Mah.
Fener Kalamış Cad. No:65/3
Kadıköy / İstanbul

Telefon: 0532 659 48 54

Görüşmeler randevu ile gerçekleştirilmektedir.

İletişim ve randevu →

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Uzlaşmanın şekli, kapsamı, icra edilebilirliği ve kullanılacak hukuki araç somut uyuşmazlığın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.