Yargıtay Kararları Işığında Mirastan Mal Kaçırma
(Kökleşmiş İçtihatlar – Yeni Trendler – Kriterlerin Sistematik Analizi)
Muris muvazaası, Türk hukukunda büyük ölçüde içtihatlarla şekillenen bir alandır. 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hâlen yol gösterici nitelikte olmakla birlikte, Yargıtay son yıllarda bu kararın sınırlarını genişleterek daha rafine, bağlamsal bir değerlendirme metodolojisi geliştirmiştir. Aşağıda muris muvazaasının Yargıtay tarafından nasıl değerlendirildiği; hangi kriterlerin baskın, hangilerinin tali olduğu; hangi durumlarda muvazaanın kabul edilip edilmediği ayrıntılı şekilde açıklanmaktadır. Burada kısmen mirastan mal kaçırma davaları üzerine verilmiş olan kararlar değerlendirilmiş olup kararlara doğrudan sayfanın en altından ulaşabilirsiniz.
1. Yargıtay’ın Ana Yaklaşımı: “Gerçek İradenin Rekonstrüksiyonu”
Yargıtay’ın tüm kararlarındaki ana omurga şudur:
“Tapuda yapılan işlem, murisin gerçek iradesine uygun mu, yoksa mirasçıları mirastan mahrum bırakmak amacıyla mı yapılmıştır?”
Bu amaçla Yargıtay, her somut olayda murisin davranış ve motivasyonunu, sosyal çevresini, ekonomik durumunu ve aile ilişkilerini çok yönlü değerlendirir.
Bu analiz beş ana eksen üzerinden yürütülür:
-
Muris – mirasçı ilişkileri
-
Muris – taşınmaz ilişkisi (taşınmazı nasıl kullandı?)
-
Ekonomik zorunluluk olup olmaması
-
Devir alanın ödeme gücü
-
İşlemin objektif koşulları (değer farkı, zamanlama, delil zinciri)
2. 1974 İçtihadı Birleştirme Kararının Güncel Uygulaması
İBK’nın iki temel sonucu vardır:
1. Görünürdeki işlem (satış/bakma akdi) tarafların gerçek iradesine uymuyorsa → geçersizdir.
2. Gizli bağış sözleşmesi resmi şekle aykırı olduğundan → o da geçersizdir.
Bu nedenle:
-
Geçersiz bir işlem yolsuz tescile yol açtığından,
-
Mirastan mahrum edilen mirasçı iptal ve tescil talep edebilir.
Ancak son yıllarda Yargıtay şu iki noktayı özellikle vurgulamaktadır:
A) Paylaştırma savunması incelenmeden muvazaa mal kaçırma kararı verilemez.
Eğer muris tüm mirasçılara denk veya hakça bir paylaştırma yapmışsa muvazaa yoktur.
B) Murisin ekonomik mantığı analiz edilmeden muvazaa kararı verilemez.
Satışın makul bir nedeni varsa (borç, bakım, sağlık gideri), gizli bağış yorumu yapılamaz.
3. Yargıtay’ın Muvazaa Değerlendirmesinde Kullandığı Temel Kriterler
Aşağıdaki kriterler Yargıtay içtihatlarında tekrarlanan ve davanın kaderini belirleyen ana parametrelerdir.
3.1. Satış Bedeli – Gerçek Değer Farkı
Bu kriter, muris muvazaasının “giriş kapısı” niteliğindedir.
Yargıtay’a göre:
-
Fahiş bedel farkı tek başına yeterli değildir,
-
Ancak muvazaanın en güçlü göstergelerinden biridir.
Özellikle şu durumlar kritik kabul edilir:
-
Taşınmazın %80–90 altında gösterilen bedelle devri
-
Aynı gün veya yakın tarihte yapılan aile içi devirler
-
Bedelin nakit değil “görüntüde” gösterilmesi
3.2. Devir Alanın Ödeme Gücü
Yargıtay’ın en çok uyguladığı kriterdir.
Eğer devir alan kişi:
-
işsiz,
-
gelirsiz,
-
reşit olmayan,
-
yurt dışında çalışan ve bedeli gönderdiğini ispatlayamayan,
-
ekonomik kapasitesi satış bedelini karşılamayan biri ise,
muvazaa kuvvetle muhtemeldir. Bu kriter, aile içi devirlerde sıklıkla davacı lehine sonuç doğurur.
3.3. Murisin Ekonomik ve Sosyal Durumu
Muris yüksek gelire sahip, borcu olmayan, malvarlığı güçlü bir kişiyse:
-
“Satış ihtiyacı neden doğmuştur?” sorusu gündeme gelir.
-
Satışın bir ekonomik gerekçesi yoksa bağış kastı ağır basar.
Örneğin:
-
Murisin vefatından önce ciddi bir tedavi masrafı yoksa,
-
Borç ödeme yükümlülüğü yoksa,
-
Taşınmazın satışından gelen paranın izine rastlanmıyorsa,
bu durum “bağış iradesi” olarak yorumlanır.
3.4. Muris – Mirasçı İlişkilerinin Niteliği
Aşağıdaki ilişkiler muvazaanın varlığına işaret edebilir:
-
Mirasçı ile muris arasında uzun süreli küslük
-
Murisin bazı mirasçıları sistematik biçimde kayırması
-
Eşitsiz tasarruflar
-
Aile içi ihtilaflar
-
Mirastan ıskat girişimleri
Bu kriter Yargıtay’ın son 10 yıldaki kararlarında daha da belirgin hale gelmiştir.
3.5. Yöresel Gelenek ve Aile Yapısı
Örf ve adetler, objektif bir değerlendirme aracı olarak kabul edilir.
Özellikle şu durumlar önemli karine niteliğindedir:
-
Sadece erkek çocuklara taşınmaz bırakılması
-
Kız çocuklarının mirastan dışlanması
-
Büyük oğlanın “aile reisi” kabul edildiği yörelerde yapılan devirler
Bu kriter, bağış kastının sosyolojik zeminini oluşturur.
3.6. Taşınmazın Devir Sonrası Kim Tarafından Kullanıldığı
Bu, Yargıtay’ın “pratik hayat” değerlendirmesinin merkezidir.
Eğer:
-
Muris taşınmazı devrettikten sonra kullanmaya devam ediyorsa,
-
Kirayı kendisi topluyorsa,
-
Taşınmazın yönetimi yine muristeyse,
bu durum satışın gerçek olmadığı yönünde kuvvetli karinedir.
4. Yargıtay’ın Son Dönemde Öne Çıkan Eğilimleri
Güncel içtihatlarda öne çıkan bazı trendler şunlardır:
Trend 1: Paylaştırma Savunmasının Mutlaka Araştırılması
Yargıtay 1. HD son yıllarda sıklıkla şunu söylüyor:
“Muris tüm mirasçılara denk, makul ve hakça bir dağıtım yaptıysa muvazaa yoktur.”
Bu nedenle mahkeme:
-
murisin tüm malvarlığını,
-
mirasçılara sağladığı menfaatleri,
-
denkleştirmeye tabi kazandırmaları,
-
vasiyetname düzenleyip düzenlemediğini
incelemek zorundadır.
Trend 2: “Aracı Kişi” Üzerinden Yapılan Devirlerde Sıkı İnceleme
Eğer taşınmaz önce bir üçüncü kişiye, sonra murisin kayırdığı kişiye geçiyorsa Yargıtay şu yaklaşımı benimser:
-
Aracı kişinin ekonomik gücü yoksa → muvazaa
-
Devir zinciri zaman olarak çok yakınsa → muvazaa
-
Bedel ödenmemişse → muvazaa
Bu alan son yıllarda en çok bozma verilen konulardan biridir.
Trend 3: Tazminat Hesaplamalarında Daha Katı Denetim
Özellikle 2023–2024 içtihatlarında Yargıtay şunlara dikkat etmektedir:
-
Bilirkişi raporlarının birbiriyle çelişmesi
-
Taşınmazın değer tespitinin yanlış yapılması
-
İmar uygulaması sonrası yüzölçümündeki değişikliklerin dikkate alınmaması
-
Mahkemenin bilirkişi raporunu denetlememesi
Sonuç: Çok sayıda karar yalnızca “bilirkişi denetimi eksikliği” ile bozulmaktadır.
Trend 4: Gelin – Damat – Kardeş Eşleri Lehine Yapılan Devirlerde Daha Yüksek Duyarlılık
Yargıtay, aile dışından sayılmayan fakat çekirdek aile dışındaki bu kişilere yapılan devirlerde daha temkinlidir.
Özellikle şu olgulara bakılır:
-
Taşınmazın aile apartmanında olması
-
Devir karşılığı borç ödeme iddiaları
-
Aile içi ekonomik davranış biçimleri
Bu kategorideki dosyalar genellikle incelemeye açık alanlardır.
Trend 5: “Gerçekten bakım yapıldı mı?” analizinin sıkılaştırılması
Ölünceye kadar bakma akdi görünümünde yapılan devirlerde Yargıtay artık:
-
bakımın sürekliliğini,
-
fiilen yapılıp yapılmadığını,
-
murisin yaşam koşullarını
çok daha sıkı denetlemektedir.
Bakım hizmeti gösterilemezse → muvazaa.
5. Muvazaanın - Mal Kaçırmanın Kabul Edilmediği Durumlar – Yargıtay’ın Negatif Ölçütleri
Aşağıdaki haller muris muvazaasının bulunmadığı yönünde güçlü göstergelerdir:
✔ Murisin gerçek ve ciddi bir satış veya bakım ihtiyacı varsa
✔ Bedelin banka yoluyla ödendiği ispatlanmışsa
✔ Tüm mirasçılar arasında hakça bir dağıtım yapılmışsa
✔ Taşınmaz muris tarafından kullanılmamış; devir alan tarafından tasarruf edilmişse
✔ Muris ile devir alan arasındaki ilişki kayırma kastı içermiyorsa
Bu kriterler özellikle savunma tarafı için güçlü argüman oluşturur.
6. İçtihatların Ortak Noktası: “Somut olay analizi”
Her muris muvazaası dosyası kendi içinde bir bütündür.
Yargıtay’ın yaklaşımını özetleyen en doğru cümle şudur:
“Hiçbir delil tek başına belirleyici değildir; delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.”
Bu nedenle:
-
Tanık beyanları,
-
Ekonomik güç analizi,
-
Bedel farkı,
-
Taşınmazın kullanım şekli
bir araya getirilerek murisin gerçek niyeti ortaya çıkarılır.
7. Sonuç: Yargıtay Muris Muvazaasını Çok Katmanlı Bir Analizle Değerlendirir
Bugün itibarıyla Yargıtay’ın yaklaşımı tamamıyla multi–faktöriyel, yani çok değişkenli bir değerlendirme üzerine kuruludur.
Yargıtay’ın temel ilkeleri:
-
Murisin gerçek iradesi ortaya çıkarılır.
-
Sosyal, ekonomik ve kültürel tüm faktörler birlikte incelenir.
-
Bedel farkı ve ödeme gücü en kritik göstergelerdir.
-
Hakça paylaştırma varsa muvazaa yoktur.
-
Delillerin toplam etkisi muvazaanın tespitinde esastır.
Bu yaklaşım, muris muvazaasını salt teknik bir tapu davası olmaktan çıkarır; aile yapısının, davranış kalıplarının ve ekonomik gerçekliğin birlikte incelendiği bir irade analizi davasına dönüştürür.
YARGITAY KARARLARINA AŞAĞIDAN ULAŞABİLİRSİNİZ.
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/1-1634 K. 2015/1531 10.06.2015
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/1-1634 K. 2015/1531 10.06.2015 inceleme.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E:2023-6072 K:2024-7095 T:25.12.2024
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E:2023-6072 K:2024-7095 T:25.12.2024 karar incelemesi mirastan mal kaçırma
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2022/865 K: 2024/293 T: 29-05-2024
Hukuk genel kurulu kararı.

