Makaleler / Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi

 

GİRİŞ

Şüpheden sanık yararlanır ilkesi Ceza mahkemeleri önüne gelen uyuşmazlıklarda ortaya konulan maddi vakıaya ilişkin fiilin tam olarak ispatlanması ve oluşa ilişkin tüm şüphenin bertaraf edilmesi gerekliliğini zorunlu kılmaktadır. Bir diğer anlamda oluşa ilişkin şüphenin sanık lehine değerlendirilerek vicdani kanaatin sanığın aleyhine tesis edilmesi yasağı/ sanığın lehine tesisi zorunluluğu olarak da tanımlanabilir.


Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi temellerini yüzyıllar süren insan hakları mücadelesinden ve özellikle suçluların cezalandırılması kamu düzeni ve adalet için çok önemlidir. Ancak suçsuz bir kişinin haksız olarak cezalandırılmaması çok daha önemlidir. Prensibinden yola çıkarak günümüz ceza hukukunda evrensel bir ilke haline gelmiştir.


Nitekim günümüzde pozitif hukuk kaynakları arasında Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. Maddesinin 4. fıkrası ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde tam kabul görmüş olarak yerini almış bulunmaktadır.
Ancak dünyada ve özellikle ülkemizde işbu teorik, mevzuatsal tam kabul günümüzde uygulama kaynaklı bir takım zorlukların gölgesinde varoluş mücadelesi vermektedir. Tam bu noktada önemle vurgulanması gereken husus şüpheden sanık yararlanır ilkesinden asla ve kat’a hiçbir yargılama çerçevesinde taviz verilmemesi gereğidir.

 

Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesinin
Ceza Yargılaması Aşamalarında Uygulanması

 

Ceza Yargılamasına İddia (Sav)’ın masumiyet karinesi ile korunan bir kişiye karşı yöneltilmesi ile başlanır. Bu ithamın bir kişiye yönelmesi ile yüklenen şüpheli/sanık yargılama başladığından kesin hükme ulaşılana kadar suç kabul edilir. İşbu yüklenilen ancak suçsuzluğu korunan dönemde sanığa iddia makamınca yöneltilen isnat sanığın tipe uygun, hukuka aykırı bir eylem gerçekleştirdiğine ilişkindir.


İşbu isnat karşısında mahkemece iddia makamının iddiası sanık müdafinin savunması ile birlikte iki aşamada değerlendirilir. Birinci aşama maddi vakıanın çözüme ulaştırılması Maddi İhtilaf, ikinci aşama ise hukuki uyuşmazlığın çözüme ulaştırılması Hukuki İhtilaf olarak adlandırılabilir.


İşte maddi ihtilafın çözüme kavuşturulmasında mahkeme hakimi savcılığın maddi vakıaya yani sanığın eylemine ilişkin öne sürdüğü hususun gerçekliğini araştırmaya girişir. Bu aşamada gerek iddia makamınca gerekse savunma makamınca mahkemede ortaya konulan deliller üzerinden geçmişte yaşanmış vakıa mahkemede tekrar canlandırılarak olayın oluş şekline ilişkin vicdani kanaate ulaşılmaya şüpheli görülen durumlar aydınlatılmaya çalışılır. (Bu noktada mahkemenin sanığın susma hakkı karşısında aktif hareketlere girişerek olayı aydınlatmaya çalışması bir nevi sanık aleyhine hareket etmesi olarak düşünülebileceğinden mahkemenin tarafsızlığına gölge düşüren bir teorik yaklaşım olarak tarafımızca görülmekte ve eleştirilmektedir. Bu konu hakkında görüş ve eleştirilerimiz için bknz. www.mehmetserhattercan.com/.........) Tam bu noktada şüpheli kalan, ispata varamayan oluşların ne olacağı meselesi gündeme gelmektedir. İşte şüpheden sanık yararlanır ilkesi tam bu noktada şüphenin aşılamadığı oluşların sanığın lehine bir değerlendirmeye tabi tutularak sonuca ulaşılmasını emretmektedir.

 

Şüphe Kavramı Şüphe Nedir?

 

Bir insanın, bir olay karşısında duyduğu emin olamama veya güvensizlik duygusudur. Şüphenin en genel tanımı ise; "inanç ve inançsızlık arasında kalan duygu"dur.

Ceza Hukuku anlamında şüpheyi ise şöyle tanımlayabiliriz. Bir oluşun tam olarak ispata varamaması ve aksi bir durumun rasyonel olarak kabul edilebilirliğinin aşılamaması halinde oluş şüphelidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Şüpheden sanık yararlanır ilkesi, sanık suçsuzluğu, suç şüphesi, suçluluk hali, suç avukat, kadıköy ceza avukatı, bağdat caddesi ceza avukatı, istanbul ceza avukatı, ceza hukuku avukat, ağır ceza avukatı